14 Şubat 2010 Pazar

Pazar notları: Söz acıtır, iyileştireni azdır! (Haşmet Babaoğlu)

Paniğe gerek yok... Sakin olun! Sevgililer Günü icat edilmeden önce de sevgililik vardı!
***

Gülünç ama gerçek! Sevgililer Günü erkeklerle kadınları birleştirmez, bir kez daha ayırır, bir kez daha kalın bir hat çeker aralarına... Neredeyse bütün erkekler günler öncesinden "Eyvah yandık! 14 Şubat geliyor; ne almalı, ne yapmalı" diye endişelere kapılıyor. Kadınlar ise "eğlenecek, iyi vakit geçirilecek, hediye alınacak bir gün daha var önümüzde, ne güzel!" diye tatlı beklentiler içine giriyor.
***

Biz itiraz ettikçe... "Anneler Günü, Babalar Günü gibi bir gün işte, ne bu itiraz" diyenlere, ben de "yapmayın, yazıktır, günahtır!" diye sesleniyorum... Evliliği fena halde aşınmış ve daha iki yıl önce kavgalı gürültülü boşanmanın eşiğinden dönmüş bir tanıdığım yanımda karısına telefon etti: "Hayatım 14 Şubat'ta nereye gidelim? Yer ayırtacağım da..." Bir an telefonun öteki ucundan "cehennemin dibine kadar yolumuz var" lafı gelecek diye korktum. Ama çok sevindi karısı ve şehrin en pahalı restoranlarından birini önerdi.
***

Sözün en yaralayıcı, en üzücü hali nedir? Küfür ve hakaret mi? Yok! Onlar olsa olsa çirkin sözdür. Düello yolu açıktır. Ya aynı şekilde karşılık verirsin küfür ve hakarete ya da nezaket sınırlarını muhafaza ederek veya aldırış etmeyerek açığa düşürürsün! Kötü söz, kötü göz (nazar) gibidir. Oradadır. Üzerinize odaklanmıştır ama yine de gizler kendini.
***

Kötü söz kendisine "gerçeklerin ifadesi" süsü verir! Dostun "acı sözü" olur bazen! Çoğu zaman da haset kumkumalarının güleryüzünün arkasına saklanır! Kötü söze misilleme yapma şansınız zayıftır. Çünkü pusucudur; sizi hiç beklemediğiniz anda sırtınızdan vurur.
***

Çok küçüktük. Ben daha ilkokul çağımda bile değildim. Annem ablamla beni elimizden tutar sık sık Emir Sultan Mezarlığı'na götürürdü. Ablam "neden?" diye sormuş bir gün. "Çünkü ölüler sözleriyle üzmezler" demiş annem.
***

Acıtan söz ne çoktur, istemeden de olsa... Okşayan, iyileştiren söz ne azdır. En güzel sözlerde bile bir eksiklik hissi vardır; anlamlarına ve içtenliklerine karşı bir kuşku kalır hep. Neden? Dil, ya yaradır ya da yalan... Ondan mı?
***

Roma imparatoru Sezar'ı güzelliğiyle baştan çıkartıp evlenerek ona çocuk vermiş; yakışıklılığıyla bütün Roma'da nam salmış Antonyus'u ölümüne âşık etmiş Mısır prensesi Kleopatra'nın hiç güzel bir kadın olmadığı arkeolojik bulgularla kanıtlandı. Peki cazibesinin kaynağı neydi? Bazı tarihçiler şöyle diyor: "Onun Sezar ve Antonyus'u etkilemesindeki ana etken zaten aşk değil, siyasal çıkarlardı!" Yine de Oscar Wilde'ın bir kadın hakkında dile getirdiği şu gerçeği unutmamalı: "Çok güzelmiş gibi davranıyor. Cazibesinin sırrı burada!" Belki Kleopatra da o kadınlardandı.

Haşmet Babaoğlu

Sabah

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder