14 Şubat 2010 Pazar

BÜYÜK İKTİSATÇI NECDET MENZİR ( Sırrı Süreyya Önder)

Pazar akşamı Necdet Menzir’i Ntv’de konuşurken görünce kötü hatıralar dehlizine daldım.
Yargısız infazların günübirlik yaşandığı bir dönemin İstanbul Emniyet Müdürü idi kendisi.
1995 yılında yapılan bir törende “ülkemizde laiklik maskesinin altında gizlenmiş birçok dinsiz var. Ülkemizi karıştırmak istiyorlar. Bu ülkede bölücüler var. Bu ülkede Atatürk’ü kullanan sahte Atatürkçüler var, yurtdışına çıkıyorlar yargısız infazdan bahsediyorlar” demişti.
Kastettiği kişi Chp’li Algan Hacaloğlu’ydu.
Chp, bu zat hakkında Tansu Çiller’e mızırdanmış fakat Çiller, ciddiye almadığı gibi, Menzir’i meclise sokarak bir de bakanlık payesiyle taltif etmişti.
Bianet haber sitesinde, geçtiğimiz günlerde bir haber yayınlandı.
“Gazi Mahallesi’nde 1995’teki olaylarda göstericileri öldürmekten hüküm giyen ve geçen gün meslekten ihraç edilen polis Adem Albayrak, operasyonun başında dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Menzir’in, dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu’nun ve dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın olduğunu söylemiş, “emri onlar vermişti. Ama hapiste yatan biz olduk” demişti?. Hukukçular, savcıların Gazi Mahallesi’nde 1995’teki olaylarda göstericileri öldürmekten hüküm giyen ve geçen gün meslekten ihraç edilen polis Adem Albayrak’ın sözlerini ihbar kabul ederek Necdet Menzir, Mehmet Ağar ve Hayri Kozakçıoğlu hakkında “insan öldürmeye azmettirmek”ten, kendiliğinden soruşturma açması gerektiğini söyledi.”
Ntv’deki programın diğer konuğu “ikna odaları” gibi, yüz karası bir uygulamanın mimarlarından, Chp Milletvekili Nur Serter’di.
Kürtlerin yaşadığı acı ve zulümlerin nasıl son bulacağı konuşuluyordu.
Menzir ve Kozakçıoğlu, Cavit Çağlar’ın İnterbank’ında yönetim kurulu üyesi olmuşlardı.
Engin iktisat bilgilerini nasıl uyarlamış olmalılar ki bu banka batıverdi.
Ceremesini bu yoksul halk çekti, çekmeye de devam ediyor.
Menzir, programda “bugüne kadar olanları unutalım” diyordu.
Ona göre sorun ekonomikti ve Kürtlere aş verilirse sorun kendiliğinden çözülecekti.
Emniyetçi reflekslerini unutmuş, batan bankadan aklında kalan iktisatçı kimliğini devreye sokmuştu. Programa Ankara stüdyosundan katılan Nur Serter de “He benim babam, ağzına sağlık!” dercesine, başını dertli dertli, emme basma tulumba gibi sallıyordu.
Ama karşılarında bu toprakların soylu vicdan kalelerinden Altan Tan oturuyordu. Babasını Diyarbakır Zindanı’nda yapılan işkencelerde kaybetmiş olan Altan Tan, “Kürtler orangutan mı?!” deyiverdi.
Önüne ekmek atılınca susan sadece hayvandır.
İnsan bundan daha fazla ve daha başka bir şeydir.
Bu haftanın çalısını Menzir’in iktisatçı ve bankacı kimliğine, çırpısını Serter’in “ikna”cı hezeyanlarına, gülünü de Altan Tan’ın merhum babasının ve tüm yargısız infazlarda yitirdiklerimizin kabrine dikelim.
“Unutalım” demekle unutulmuyor.
Unutmayacağız!

Sırrı Süreyya Önder


Birgün

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder