25 Ocak 2010 Pazartesi

Ben Niçin Karga Kovalamadım ( Bülent Akyürek)

Biliyorsunuz “Habil” ve “Kâbil” Allah'a birer kurban sunmuşlardı ve “Kâbil” kendi kurbanı Allah tarafından kabul edilmediği için kardeşini öldürdü.

Yeryüzünün ilk cinayeti olduğundan Kâbil, cesedi ne yapacağını bilemiyordu ama o sırada yeri eşeleyen bir kargayı görünce onun gömülmesi gerektiğini anladı.

Gördüğünüz gibi yeryüzünün ilk cinayetinin sebepleri kibir ve kıskançlık duygularıdır. Kitaplarım ve yazılarımda kibrin üstüne bu kadar gitmemin okuyucuyu sıktığının farkındayım fakat bizler kibirden kurtulduğumuz zaman hem insan hem Müslüman olacağız. Çünkü “kibir” şeytan ile insanı birbirinden ayıran tek şeydir.

Kibirli insan görünce dayanamıyorum. Nefesim tükeninceye dek, “kibir” üzerine konuşmalarım zikirleşinceye dek susmayacağım.

Kibir, bulunduğun yeri beğenmemektir. İnsan özünde bulunduğu yeri beğenmez ama bunu dışarıya göstermemek için kendi konumu ne olursa olsun oranın en iyi yer olduğunu göstermek gayretiyle havaya girer, burnunu kaldırır. “Ben ateşten, Adem topraktan, ben daha üstünüm, secde etmem.” dedi şeytan. Oysa o güne kadar bir melekti, Yedi yüz yıl Allah'a secdesini aksatmadı. Şeytanın dışında bütün melekler Allah'ın emriyle Hz. Adem'e secde etti. Şeytan, içindeki kibir yüzünden Allah ile kavgaya girişti. Ateist yaşadığım dönemlerde şeytana “İlk muhalif” diyordum. Çünkü inançsızlığımın sebeplerinden biri de belki benim içimdeki kibirdi, şimdi anlıyorum bunu!

Hz. Adem cennetten kovulunca çok pişman oldu yüzlerce yıl ağlayarak gezdi. Pişmanlığı onu tövbe kapısına götürdü. Bu yüzden peygamber efendimiz “Pişmanlık tövbedir.” demiyor mu? Hz. Adem'i tövbesi insan etti fakat şeytan o gün bugündür bildiğini okuyor, kavgayı bırakmıyor. Fikri sabit yaşıyor. Bugün muhafazakârlar şeytan kadar sabit fikirli ve inat olarak yaşayabilselerdi açtıkları Cafelerde Kapuçino satmayacaklardı! Bizler, trafik kurallarını sorgulamadan uygularken haşa Kuran ayetlerini bile kendimize göre yorumlayarak yaşıyoruz. Özü itibariyle baktığımız zaman pek az Müslüman faize karşı... Genellikle faize değil yüksek faize karşıyız J

Toplu iğne ucu kadar da olsa faiz, kapitalizmi yaratıyor ve kapitalizm biz burada otururken dünyanın öbür ucundaki insanlara zarar veriyor, aç bırakıyor, yani bir kuruş faizle bile Kuran'a muhalefet ediyoruz. Korkunç olanı da şu: Bizim faizle yarattığımız kapitalizm dünyanın diğer ucunda hangi insana zarar veriyor nereden bilelim? Kiminle helalleşeceğimizi bilmiyoruz, korkunç değil mi? Bizim faizlerimizin gücüyle kapitalizm dünyanın her yerindeki ham maddeleri cenabet ediyor, zulüm yapıyor, onlardan farkımız kalmıyor, hepimiz “Ham Madde Bağımlısı” olduk.

Askerlikten kaçmak için insanlarımız âlim oldu. Sırf askerlikten yırtmak için dört üniversite bitirenler var ama gönülden bir “Fatiha” okuyup tövbe etmekte niçin bu kadar zorlanıyoruz anlamakta zorlanıyorum:)

Birçok Kızılderili kabilesinde karga kovalayan çocuğa dikkat çekilir ve onun reis olması öngörülürdü. Kargaların ekinlere zarar veren düşmanlar oluşu çocuğun toprak severliğiyle örtüşülüyor demek ki! Karganın kindar oluşu söylenir, sen kovarsın o gelir… Komik doğrusu! Hayvanların mülkiyet duygusu yoktur, karınlarını doyurmak için mecburdurlar sadece. Bu bir yanlış anlaşılmadır. İnsan gözüyle baktığımızda menfaatlerimizi düşünüp bütün canlıları barbar, yırtıcı, nankör sanıyoruz. Bahçemizdeki kiraz ağacından birkaç kirazı kuşlar yiyince kazmanın sapıyla onları kovalıyoruz, yani parasının zekâtını vermeyen insanlar ağaçların kuşlara ikramını da engelliyor. Birkaç mısır tanesiyle karınlarını doyurmaya gelen kargaya da böyle bakmak lâzım…

Büyük adamların biyografilerinde çoğunlukla çocukluklarında karga kovaladıklarına işaret edilir. Yıllardır yazıyorum, çiziyorum, küfür işitiyorum, yirmiye yakın kitabım var ama iki yakam bir araya gelmedi, çünkü CV'mde büyük bir eksiklik var: Ben karga kovalamadım!

İnsanı dünyanın merkezine koymayı ve tüm evreni oradan yorumlamayı Batı'dan öğrendik. Hayvanların karınlarını nasıl doyurduklarını, bitkilerin suya nasıl ulaşacaklarını düşünmüyoruz. Bütün hayvanlara tuzaklar kuruyoruz. Sirklerde iki lokma et için aslanlara ateş çemberinden atlamayı öğretiyoruz. Ciğerin kokusuna gelen kediyi taşlıyoruz, ekmeğe koşan köpeği tekmeliyoruz, buğday toplayan kuşlara ateş ediyoruz. Eğer hayvanlarda cüzi bir akıl olsaydı örgütlenip insanları yok edeceklerdi. Cenabı Allah bize merhamet etmiş farkında mıyız?

Karınlarını doyurmak için üç mısır tanesine gelen kargalara kapitalist bir “Korkuluk” olmak istemiyorum ama her korkuluğa canlı bomba, kavgacı karga olacağım inşallah!

Bu yazıyı elimden geldiği kadar bir önyargıyı temizlemek için yazıyorum. “Kargayla gezenin burnu bilmem nereden çıkmaz” sözüyle büyüttüler bizi, oysa karga, dediğim gibi insanlığa ölülerini nasıl gömeceklerini öğretmiştir.

Karga, İnsanlığın ilk öğretmenidir! Öğretmenlerine aşırı derecede saygısı olan bu ümmetin kargalara karşı da saygı içinde olmalarını diliyorum.

NOT: Bazı yazılarımı birçok okuyucu tersinden anlıyor. Benim dediklerimi, yine bana dönerek “Niye böyle söylemedin?” diye haykırıp eleştiride bulunuyorlar. Müsadenizle okuyucular nasıl yazarları seçebiliyorsa ben de seçmek istiyorum ve üç gün üst üste benim yazılarımdan bir şey anlamayan, farklı algılayan, böyle olunca da moralimi bozan, şevkimi kıranların yazılarımı okumamalarını istirham ediyorum, lütfen… Herkesin her şeyi bilmesine, filozof kesilmesine üzülüyorum. Modernizmin kazıklarını yemiş ümmete İslami yazılar yazdığım için ve geçmişimi hatırlatarak, “Dini senden mi öğreneceğiz, senden başka Müslüman yok mu, yavaş biraz, oha aslanım…” gibi kırıcı cümleleri hak etmiyorum. Ayrıca boynumuzu büktük diye, muhatap almıyoruz diye erkeklik taslamayın… Ben yazı yazmaya mecbur değilim, canımı daha fazla sıkan olursa tüm geçmişimi geride bırakıp köfteci de çalışırım. Hidayet bana tüm geçmişimi bir gecede yırtıp atmayı öğretti… İnsanlar evlerinde oturup istediği zaman hakaret edebileceklerini sanıyorlar, öyle değil… Ergenliğini atlatmış, her şeyi bilmeyen, ben gibi akla ihtiyacı olan ve bu yüzden çok okuyan insanlara aşinayım.

Beni okumaya mecbur değilsiniz, bu sitede başka yazarlar da var. Marketler sizin akıl seviyenize hitap eden kitaplarla dolu, alın onları okuyun. Evet, bu memlekette herkes bilir ki benden daha fazla eleştiriye açık yazar yoktur fakat önce yazılarımın ne demek istediğini anlayın…

İslami yazılar yazdığım için azarlıyorsunuz, 28 Şubat'tan geçmiş bir İslamcı tavrıyla yazmamı bekliyorsunuz, sizi dinleyip aşk romanları mı yazayım? İnsan, herkesin sustuğu yerde kelle koltukta yazılar yazan bir yazar abisine böyle mi yapar? Tuna Kiremitçi okudunuz da biz mi bırakmadık? Zorla okutturmuyoruz kimseye, bu yaşıma kadar bütün güçleri karşıma alarak kitaplar, yazılar yazmışım, kanepesinden eleştiri sallayan insanlara mı boyun eğeceğim?

Bu tavırlarınız beni tanıyamadığınız anlamına geliyor, ben de kalkmış yazılarımı anlamıyorsunuz diyorum, Allah bana akıl fikir versin!

Bülent Akyürek


www.habertaraf.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder