26 Ocak 2010 Salı

Baro değil, skandal derneği! (Ahmet Kekeç)

Metin Çetinbaş’ı bildiniz mi? Kendisi, Ergenekon Davası kapsamında yargılanan İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu, gazeteci Güler Kömürcü ve emekli Binbaşı Zekeriya Öztürk’ün avukatlığını yapmaktadır.

Hâkim kökenlidir...

Yıllarca süren ve bir arpa boyu yol alınamayan Susurluk Davası’nı üç ay gibi kısa bir sürede karara bağlayarak, “Susurluk defterinin ilelebet kapanmasını” (ve İbrahim Şahin’in makul bir cezayla kurtulmasını) sağlayan değerli bir hukuk adamıdır...

Hatırlarsanız, Susurluk davasının kilit isimlerinden İbrahim Şahin, yargılandığı mahkemenin hâkimine, “Bana biraz süre verin, size her şeyi anlatacağım” demiş, mahkemede itiraflarda bulunacağı gün olan 27 Mart 2000’de trafik kazası geçirmiş ve hafızasını kaybetmişti.

Sonrasında şunlar oldu:

Susurluk davasına bakan Hâkim Sedat Karagül, karar vermek için Şahin’in iyileşmesini beklemeye karar verdi. Karagül beklerken, HSYK ani bir kararla hâkimi İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na atadı. Karagül de, bunun üzerine emekliliğini istedi.

Karagül’ün yerine, Metin Çetinbaş atandı.

Çetinbaş, yaklaşık 3.5 yıldır devam eden dava dosyasını üç ayda karara bağlayarak, Susurluk davasını sona erdirdi. İbrahim Şahin’e de, “çete kurmak” suçlamasıyla 6 yıl hapis cezası verdi.

Sonra ne mi oldu?

İbrahim Şahin, önce Bursa Uludağ Üniversitesi’nden bir “ön rapor” aldı ve cezaevine girmekten geçici olarak kurtuldu. İki yıl sonra da, İstanbul Adli Tıp Kurumu’na başvurarak, “duyma ve hafıza sorunu” yaşadığına ilişkin ikinci bir rapor aldı.

İşkence görenlere “sağlam raporu” vermekle ünlü Doktor Nur Birgen’in imzasını taşıyan bu rapora dayanarak, avukatları, Şahin`in iyileşemediğini iddia ettiler ve cezanın affedilmesi için 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e başvurdular. Sezer de, raporda yazılanları dikkate alarak Şahin`in 486 günlük cezasını affetti.

Sonra ne mi oldu?

Ne olacak? Hafızası yerine gelen İbrahim Şahin tekrar piyasaya çıktı ve eskisinden daha diri, daha canlı, daha bilenmiş olarak, Ergenekon darbe örgütlenmesindeki yerini aldı.

Metin Çetinbaş da, hâkimlik görevi biter bitmez, “serbest avukat” olarak çalışmaya başladı. Halen, Ergenekon örgütü sanıklarının avukatlığını yapmaktadır.

Çetinbaş, Haziran ayında Ergenekon Davası sanıkları Fikri Karadağ ve Hayrettin Ertekin’in teknik takibe takılan “En iyi Kürt ölü Kürt’tür” sözlerinin sanıkların kişisel düşüncesi olduğunu, “Kürtlerin ölmesini temenni etmenin suç oluşturmayacağını” belirterek, yeniden gündeme geldi.

Diyarbakır Barosu da, “savunma hakkını kötüye kullanıp, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu işlediği” gerekçesiyle Çetinbaş’ı İstanbul Barosu’na şikâyet etti.

İstanbul Barosu ne karar verdi, biliyor musunuz?

Metin Çetinbaş’ın sözleri “savunma hakkı sınırları içinde” değerlendirilmeliymiş... Avukat, müvekkilinin çıkarlarını, “hasmının zararlarını gözetmeden, sert bir biçimde” savunmalıymış.

Bu baro, her yıl, “hukuk”la ilişkisi tartışmalı kişilere “hukuk ödülü” vermektedir. Başkanı Muammer Aydın da, “Eşitlik, eşit insanlar arasında olur” demek suretiyle, bazı vatandaşların eşit olmadığı fikrini savunmaktadır.

Baro değil, resmen skandal derneği!

Biz bunların hukukuna nasıl güveneceğiz?

Kendimizi nasıl “eşit ülkenin, eşit vatandaşları” olarak göreceğiz?

Ahmet Kekeç

Star Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder