26 Ocak 2010 Salı

'Avrupalı Türkiye'nin düşmanı 'Balyoz' zihniyeti (Şahin Alpay)

2003'te İstanbul'daki 1. Ordu Komutan-lığı'nda 29'u general 162 subayın katılımıyla, seçimle gelen meşru hükümeti devirmek amacıyla oluşturulan "Balyoz Planı"nın, darbeye ortam hazırlamak için camilerde ibadet eden insanları bombalamayı, darbeden sonra askerlerin kumanda ettiği kukla bir yönetim kurmayı öngörmesini bir an için bir kenara koyun ve önerilen öteki önlemlere bir bakın:

Ege hava sahasında Türk ve Yunan savaş uçakları arasında çatışma çıkarılacak... Eğer Yunan uçakları bir Türk uçağını düşürmeyi başaramazsa, Özel Filo kendi uçağımızı düşürecek... Yunanistan'la düşük yoğunluklu savaş çıkarılacak... Bunlar, Türkiye'nin Batı ittifakının bir parçası olmasıyla, NATO üyeliğiyle, AB adaylığıyla nasıl bağdaşır? Bir Batılı okurum şu yazdıklarında haksız mı? "Kendi ülkenin ve halkının hedef alınması, ne plan ne de seminer senaryosu olarak kabul edilebilir. Sadece caniyane bir zihniyetin ifadesidir... Peki, Plan'ın NATO anlaşması karşısındaki yeri nedir? Halkını ordusuna karşı korumak için NATO'nun Türkiye'ye müdahale etmesi mi gerekecektir?.."

Ya "Balyoz Planı"nın öngördüğü ekonomiyle ilgili önlemler?: Bankaların yönetimine muvazzaf veya emekli askeri personel atanacak... İslami sermaye kaynağı tesbit edilerek el konulacak... Aleyhte faaliyet gösteren yabancı şahıs ve şirketlerin hesaplarına... Azınlıklara ait şirketlerin hesaplarına... Borsada işlem gören yabancı ortaklı şirketlerin hisse senetlerine el konulacak... Döviz giriş ve çıkışları kontrol altına alınacak... İç ve dış borçların faizleri silinecek, anaparaların geri ödenmesi ertelenecek... IMF gibi gayri - milli kuruluşlarla yapılan anlaşmalar feshedilecek... Özelleştirilen KİT'lerin yönetimine el konulacak, en kısa sürede devletleştirilmeleri sağlanacak... Uluslararası şirketlerin mal varlıklarına el konulacak, ortak oldukları holdingler devletleştirilecek...

Peki "Balyoz Planı"nda, aday olduğumuz Avrupa Birliği ve üye olduğumuz uluslararası kurumlar hakkında ne deniyor? "Batılı devletler Atatürk döneminde hayata geçiremedikleri Sevr projesini AB, IMF ve Dünya Bankası yoluyla uygulamaya başlamışlardır... Devletin para basma yetkisini kullanması IMF ve Dünya Bankası yoluyla engellenmiş, haksız bir şekilde bankalara ve küresel sermaye gruplarına aktarılmıştır..."

Bütün bunlardan çıkarılabilecek tek bir sonuç var. O da "Balyoz Planı"nı tasarlayan otoriter milliyetçi ve laikçi zihniyetin hedefinin dış rekabete açık piyasa ekonomisine son vermek; AB ile, Batı'yla ilişkiyi kesmek; ülkeyi dünyadan tecrit etmek olduğu... Umarım, "İslamcı" Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı altında Türkiye'nin Batı'dan uzaklaştırılıp İran'a, Malezya'ya ya da Rusya'ya benzetilmeye çalışıldığı iddialarını ciddiye alacak kadar safdil ya da burnunun ucunu göremeyecek durumda olanlar, "Balyoz Planı"nı dikkatle okurlar ve "Avrupalı Türkiye"nin düşmanının "Balyoz" zihniyeti olduğu gerçeğini kavrama imkânını bulurlar.

Türkiye'de demokrasi ve Avrupa'yla bütünleşmesini gerçekten arzu edenlerin, beş bin sayfalık Balyoz Planı'ndan çıkaracakları temel ders, Türkiye'nin otoriter milliyetçi ve laikçi 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan anayasa, siyasi partiler kanunu, seçim kanunu ile; altına sokulduğu askeri - bürokratik vesayet altında sorunlarını çözemeyeceği gerçeğini görmek, özgürlükçü ve çoğulcu bir demokrasinin yerleşmesine yönelik reformları var güçleriyle desteklemek.

"Balyoz Planı"ndan kimi Avrupalı dostlarımız için çıkarılacak dersler de var. Demokratikleşme sürecinin otoriter milliyetçi ve laikçi tehditlere ve baltalamalara maruz kalmaması için, Türkiye'nin AB ile bütünleşmesine binbir engel çıkarmaktan vazgeçiniz; reformlara tam destek veriniz. Bölgesinde demokrasi ve istikrar için rol modeli olma çabasındaki Türkiye'de demokratikleşmenin yol kazasına uğraması, ne AB, ne Batı ne de dünya için hayırlı sonuçlar doğurur.

Şahin Alpay

Zaman

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder