31 Aralık 2009 Perşembe

Ertuğrul Bey'ciğim şiiri (Salih Tuna)

Hürriyet'te 20 yıl süren Ertuğrul Özkök dönemi kapandı. Gazeteler

"It was a good life" diyerek veda ederken bize,

Renkli Türkçe gözyaşlarımızla kalakaldık öylece.

Belki dediğin gibi rahatladın gerçekten,

"Tüy gibi hafifim" derken haklısın belki,

Zaten hep hafiftin desek de faydasız artık.

Gitme dur, n'olursun!

Öksüz bırakma "sitcom" gazeteciliğini,

Sap gibi ortada kalmasın Ahmet Hakan kardeşim.

Haydi git yalan söyledim,

Senin halin hiç uymaz o şarkıya,

"Yıllar sonra dün gece ilk kez 7 saat uyku uyudum" demişsin madem,

Haydi git.

Git ama unutma,

Sen uyursan, Tufan Türenç uyursa,

Özdemir İnce'ler uyursa,

Nasıl uyanık kalacak bu millet!

Yedi saat uyudun da ne oldu sanki!

Anında uyandı Mehmet Yakup Yılmaz,

Ruşen Çakır'ın "Basın Odası"nda,

Yumdu gözünü açtı ağzını:

"Doğan Grubu'nun hükümetle yaşadığı sorunlar, '411 el kaosa kalktı' gibi manşetler… Bunlar haliyle bir yayın yönetmenini yıpratır…"

Vay uyanık vay!

Fırsat bilip uyumanı, bak nasıl da satıyor seni.

Gerçi bu saatten sonra kim satarsa satsın koymaz sana,

Ama…

Daha gözyaşlarımız kurumadan yanaklarımızda,

Böyle "dalyanak" bir açıklama yine de koyuyor adama.

Üstelik…

"Zor duruma düşünce meydanlara çıkıp bizlere sallayan ilk Başbakan da Recep Tayip Erdoğan değil. Göreceksiniz, sonuncusu da olmayacak…" diye efelenen kendisi değilmiş gibi.

Kaptanıydın amiral gemisinin,

Bilmediğin, girmediğin konu yoktu,

"Tesettür faciası" manşeti için testisten girer,

Papa'nın İstanbul ziyareti vesilesiyle teslisten çıkardın.

Ne renkli adamdın sen Ertuğrul Bey'ciğim,

Bir barışseverdin bir savaşçı,

Bir demokrattın bir darbesevici,

Bir Başbakana el uzatmalıyız derdin,

Bir Başbakan bize el uzatsın diye yalvarırdın.

"Ertuğrul Özkök medyanın Turgut Özal'ıdır" demiş, Cüneyt Ülsever.

Fena yanılıyor çakma liberal,

Turgut Özal olmak sınırlar seni.

Hem Özal, hem Demirel'sin sen,

Hem Mesut Yılmaz, hem Çevik Bir

Hem Tansu Çiller, hem İlker Başbuğ,

Hem İlhan Selçuk, hem Hasan Cemal,

Hem Aydın Doğan…

Hem parayı veren düdüğü çalar,

Fena yanılıyor senin çakma liberal.

Yeryüzünün hangi Turgut Özal'ı,

"Her şey hukuktan ibaret değil" diyebilir ki!

Ne güzel genel yayın yönetmeniydin Ertuğrul Bey'ciğim,

Bir öyleydin, bir böyle,

Beyninin kozmik odalarını açardın herkese,

En kabız köşe yazarı gününü kurtarırdı sayende.

Ah Ertuğrul Bey'ciğim artık kalemim kalkmaz sana!

Altmışlı yıllarda olaylar yaratan bir oyunu vardı Aydın Engin'in,

"Devr-i Süleyman"dı adı,

Süleyman Demirel devrilince,

"Devrik Süleyman"a dönüştü, Dostlar Tiyatrosu'nda.

Devr-i Ertuğrul'a çok söyledim, çok çaktım,

Lakin ağzımı açmam Devrik Ertuğrul'a.

Bakarsın Umre'ye gideriz birlikte,

Devenin yularını veririm eline,

Tavaf ederken düşünemezsin Dan Brown'u

(……)

Ah Ertuğrul Bey'ciğim artık kalemim kalkmaz sana!

Not: Parantez içine gazetem değil,

bizzat ben "sansür" uyguladım.

30 Aralık 2009 Çarşamba, Nev-i Cafe, Haliç

Salih Tuna

Yeni Şafak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder