30 Aralık 2009 Çarşamba

Cindoruk'a göre suikastlara kimden başlamak gerekirdi? (Mehmet Barlas)

Aslında herkesin birer "Kozmik Oda"sı vardır. Şeker hastaları bu odalarda ailelerinden kaçırıp gizledikleri tatlıları, şekerlemeleri, lokumları saklarlar.
Sigara içmeleri doktor tarafından yasaklanan tiryakilerin sigaralarını depoladıkları zulalardır bu kozmik odalar.
1950'lerin Ankara'sında bir okul arkadaşımızın evinde toplanmıştık.
Bu arkadaş babasının kozmik odasına girmiş ve oradaki açık saçık fotoğraflara, seks dergilerine ulaşmıştı.
Bu kozmik oda sahibinin yaşına, konumuna, servetine göre bazen bir yatak şiltesinin altı, bazen bir kitaplığın raflarının arka bölümü, bazen kilitli bir çekmece, bazen bir oda, bazen de bir garsoniyer ve hatta bazen bir çiftlik evidir.
Kozmik oda insanların beyinlerinin ve belleklerinin bir bölümünü de oluşturabilir.
Yaşanan ya da yaşanamayan serüvenler beyinlerdeki kozmik odalarda saklanırlar.
Bazen ilişkiler kopma noktasına geldiğinde beyindeki kozmik odaların şifreleri açılır...

Bilmezden gelinir
Saklanmış tüm bilgiler ve duygular açığa vurulur.
Herkes eşinin, çocuğunun, arkadaşının, ortağının, yoldaşının ve içinde bulunduğu mesleki kurumda çalışanların kozmik odalarının olduğunu bilir.
Hatta bazen sahiplerinin bu kozmik odalarda sakladıklarını zannettikleri bilgileri de herkes bilir.
Ama bunlar bilmezden gelinir.
Bunların bilmezden gelinmeleri bireysel ilişkiler açısından da toplumsal yaşamın selameti bakımından da, bilinmelerinden daha sağlıklıdır böyle durumlarda.
Çünkü kozmik odada saklanan gizli bilgiler, kimseye zarar vermemektedir.
Bu gerçeklerin ışığında Genelkurmay'ın çeşitli bölümlerinin birer kozmik odaya sahip olmaları da çok doğaldır.
Bir devletin ordusunun elbette askeri sırları ve bunlara ulaşmanın zorlaştırılmasını sağlayacak kozmik odaları olur.
Ama bu kozmik odalarda bulundukları varsayılan gizli bilgilerle geçmişte ülkeyi sosyo-politik krizlere sürükleyen olaylar arasında kurulan bağlantılara dayalı kuşkular ayyuka çıkınca, kozmik odaların kapılarının açılması kaçınılmaz olabilir.
İşte bu noktada "Devlet sırrı" veya "Askeri gizli bilgi" gibi olguların gerçek niteliklerinin ne olması gerektiği konusu tartışmaya açılır.

Hangisi devlet sırrı
Eğer kendi ülkesi insanlarına ve kendi memleketinin sivil siyasetçilerine dönük eylem planları da kozmik odalarsa saklanıyorsa, bunlar artık devlet sırrı veya gizli askeri bilgi değil, suçu kanıtlayacak "Delil"dirler.
Demokrasiye bağlı, hukukun üstünlüğüne ve kanunların önünde her kişinin ve kurumun eşit olduğuna inananlar, böyle durumlarda "Ordunun itibarı tehlikede" diye militarist kışkırtıcılık yapmazlar.
"Demek ki hukukun üstünlüğüne saygılı bir orduya sahibiz" diye olayı karşılarlar.
Üstelik ülkenin genelkurmay başkanı olayı hukukun üstünlüğü açısından yorumlarken, askerlikle yedeksubaylıktan başka ilişkileri olmamış yorumcuların sivil paşalığa soyunup "Hadi artık darbe yapıp demokrasiyi rafa kaldıralım" diye çağrılar yapmaları, insanları hem güldürür, hem de tiksindirir.

Önce kimi vurmalı?
Bütün bunların ötesindeki bir somut durumu da herhalde hatırlatmamız gerekiyor.
DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk son olayları değerlendirdiği demecinde şu değerlendirmeyi yapmıştı:
- ...Sayın Arınç'a suikast iddiası, eğer varsa vahim. Ama daha önce suikastlar dönemi yaşamış bir Türkiye, bir Osmanlı dönemi var. Oraya bakarsanız, eğer suikast yapılacaksa Sayın Arınç'a sıra gelmez... Yani birileri suikast yapmaya başlarsa Sayın Arınç'tan başlamaz.
Keşke Sayın Cindoruk suikastlara kimden başlanması gerektiğini de söyleyerek konuya daha fazla ışık tutsaydı.
Böylece onun beynindeki kozmik odaya da girmiş olurduk.

Mehmet Barlas

Sabah

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder