29 Kasım 2009 Pazar

İzmir nasıl faşist oldu (Rasim Ozan Kütahyalı)

Son yazım üzerine İzmirli hemşehrilerimden aldığım tepkinin haddi hesabı yok... “Medeni” İzmir’imizin yerel medyasında bana hitaben doğrudan “S... git” diye yazan, “Buraya gelme seni fena benzetiriz” diyen yazılar çıktı... İşin ilginci, bu tür yazıları yazanlar da kadın yazarlar... Hani şu sadece mini etek giymekle “uygar ve çağdaş” olduğunu sanan İzmir’imizin tipik kadınlarından... Bana küfretseler de olsun, ben İzmir kadınının çaçaronluğunu severim... Hele İzmir’in kısıtlı, kıt sosyal ve kültürel hayatına mahkûm kalmış kadınların öfkesini daha da anlıyorum...

İzmirli kadının ruhu özgürdür, kural tanımaz, doğru... Ama o özgürlüğü tam olarak İzmir’de değil İstanbul’da yaşayabilir. İstanbul’da kendini tam olarak ifade edebilir... İzmir görüntüde açık ama özde kapalı ve kısıtlayıcı bir şehirdir. O görüntü illüzyondur... İzmir’imizin gururu, İzmirli kadın modelinin en güzel örneği Sezen Aksu İzmir’de kalmak zorunda olsaydı ne olurdu?.. Zaten hiç bir kalifiye İzmirli kendi şehrinde kalamıyor...

Ey İzmirli hemşehrilerim... Artık lütfen kendimizi kandırmayalım, dürüst olalım... İktisadi ve kültürel olarak sürekli gerilemekte olan bir şehir İzmir’imiz... Çağı ıskalayan, çağdışı kalmakta olan bir şehir İzmir’imiz... İhracat limanı sahibi şehrimizin Türkiye ihracatındaki payı sürekli düşüyor. 1926’da yüzde 43 iken 1981’de yüzde 22, şimdi ise yüzde 10’lara kadar düşmüş durumda... Aylık 1500 lira alabilen bir makine mühendisi “Maaşım çok iyi” diyor şehrimizde... Tam bir taşra şehri haline geldi İzmir... Kültürel açıdansa sübvanse edilerek yaşayan devlet girişimleri olmasa sıfır bir haldeyiz. Entelektüel önemi olan hiç bir yayınevi yok İzmir’in, ciddi hiçbir sanat topluluğu yok... Ortaöğrenimde çok başarılı okulları var İzmir’imizin ama İstanbul ve Ankara’dakilerle kıyaslanabilecek nitelikte bir üniversitesi yok, düzgün bir bilim hayatı yok... Rekabet gücü yüksek, küresel vizyonu olan firmaları yok, varolan da kaçmak istiyor... Görüntüde olup esasen içi boş olan çakma bir burjuvazimiz var... Aynı şekilde büyük markaların çakmalarından giyinilen, İstanbul’da olanın kötü bir taklidi olan herkesin birbirini tanıdığı ve denetlediği sıkıcı bir eğlence hayatı var İzmir’imizin... İşin eğlence ve çılgınlık kısmının da içi boş yani... Özellikle İzmir’in genç kızları birçok şeyi gizleyerek, saklayarak yaşamak zorunda kalıyor şehrimizde. İstanbul’da olduğu gibi açık ve özgürce yaşanamıyor... İzmir’in “Batılı hayat tarzı” da çakma maalesef... İzmir’in en kalburüstü semtlerinde bile “Laf olur, söz olur, el ne der” ideolojisi hâlâ hâkim. O sebeple İzmir’imizin özgür ruhlu kızları bu “mahalle baskısı”ndan kaçmak için İstanbul’a akın ediyor... Zaten “İzmir efsanesi”ni yaratanlar da İstanbul’a kaçmış İzmirlilerdir... Fakat bu lafların şehir olarak İzmir’imize hiçbir yararı yok!! Ancak burada yaşayan biz İzmirlilerin kendini tatmin etmesine yarıyor... İzmir’e yararlı olmak için bu içi boş “İzmir Efsanesi”ni yıkmak şarttır... İstanbul’daki İzmirlilerin bu palavraları İzmir’in daha da gerilemesine yol açmaktadır... Ben İzmir’i çok sevdiğim ve hâlâ tutkuyla bağlı olduğum için bu kadar net ve sert yazıyorum... Eşine az rastlanır bir liman topografyasına sahip olan, tüm çocukluğumun geçtiği Güzelyalı’sı ve Kordonboyu ömre bedel olan İzmir’imiz İstanbul medyasına hâkim “İzmirlilik” geyiklerinden çok daha önemlidir... Ve şehrimiz sürekli bir çöküş halindedir...

Bu arada, Başkan Aziz Kocaoğlu da “Faşizmin başkenti: İzmir” yazımdan dolayı bana etmediği lafı bırakmamış. Geçen sene karşı karşıya geldiğimiz TV programından bahsetmiş. Beni ağır bir dille kınamış... Dün İzmir’den bir sürü yayın organından beni aradılar, cevabımı sordular...

Bak Aziz Başkan... Sen beni kınayacağına kendi partinden olan, bu ülkenin cumhurbaşkanına “Ermeni tohumu” diyerek hakaret ettiğini sanan arkadaşını kına. Gerçekten demokrat bir başkansan, yiğit bir adamsan İzmir’i rezil eden bu faşistin İzmir’e yakışmadığını ifade edersin... İzmir’deki faşizm atmosferini yaratan zihniyet senin partinin içinde... Bu kadın işlediği suçtan dolayı özür de dilemedi. Yine İzmir’den yayın yapan “Kürtler kardeşimiz değil, düşmanımızdır” diyen faşist bir dergiye röportaj verdi. Irkçı sözlerinin arkasında durdu... Bu kadın bir meczup olarak görülse sorun yok. Tam aksine şu an İzmir’in en popüler milletvekili bu kişi. Yanlış mı?.. Sen bir Alevisin Aziz Başkan... Katliamlar görmüş, bu devletin zulmünü çekmiş bir halkın evladısın. Bunları tasvip etmediğini biliyorum. Kürtlerle de empati kuracağını sanıyorum... Söylediklerimin ciddi olduğunu sen de biliyorsun... İzmir’in ruh hali yukarıda saydığım “gerileme ve çöküş” psikolojisi sebebiyle iyi durumda değil... Suçlayacak kurban arıyor standart İzmirli Türk... İzmir’in Kürt sakinlerinden o kadar çok teşekkür mektubu ve telefonu aldım ki inanamazsın...

İzmir’imizin gururu Sezen Aksu bile barışı desteklediği için ne tepkiler aldı şehrimizden... Yılmaz Özdiller değil, Sezen Aksular bizim gururumuzdur... İkisi birden olamaz... Bu Hitler de, Mozart da Almanların gururudur demekle eştir...

Özetle, İzmirli kendini sorgulamak ve kendine gelmek zorunda...

Rasim Ozan Kütahyalı

Taraf

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder