28 Kasım 2009 Cumartesi

İran'ın iadesini istediği kadıncağız ateist falan değil, düpedüz çatlaktır. (Murat Bardakçı)

TÜRKİYE, geçtiğimiz günlerde Nigâr Azizmuradi adında İranlı bir kadını, geçerli olmayan bir pasaportla geldiği gerekçesiyle tutukladı ve tutuklamanın öğrenilmesi üzerine İran, Azizmuradî'nin iadesini istedi.
Haber, basınımızda "İran'ın ateist lideri tutuklandı" şeklinde yeraldı ve bazı gazetelerin öncülüğünde, Azizmuradî'nin iade edilmesi halinde hemen asılacağı gerekçesiyle bir başka memlekete gönderilmesi için kampanya başladı.
Türkiye'nin önünde şimdi iki seçenek bulunuyor: Nigâr Azizmuradî'yi ya İran'a iade edeceğiz, kadıncağız belki de gider gitmez hakikaten idam edilecek; yahut bir başka ülkeye gönderip işin içinden sıyrılacağız.
Gazetelerin tutuklama ve iade talebi konusunda verdikleri haberler doğru ama, İran'ın Nigâr Azizmuradî'ye yönelttiği suçlama konusunda hata yapıyoruz. Zira, iade edilip edilmemesi tartışılan Azizmuradî ateist falan değil. Tuhaf, tuhafdan da öte, başka dine benzeyen ama din olmadığında ısrar eden bir grubun üyesi... Daha açık söylemem gerekirse, dünya çapında örgütlenen ve ileri derece tırlatmış kişilerin mensup oldukları bir hareketin İran'daki lideri.
Hareketin ismi "Rael", kurucusu bir zamanlar gazetecilik yapıp çok satan bir otomobil dergisi yayınlamış olan Claude Vorilhon adında bir gazeteci ve hareketin ortaya çıkışı da komik, hatta komikten de öte...

VOLKANDAKİ UZAYLILAR

Vorilhon'a göre, uzaylılar, 1973'ün 13 Aralık gecesi kendisiyle temas kurmuş ve kâinatın yaratıcısı "Elohim" adındaki ilâhın, sabık gazeteciyi "peygamber" seçtiğini söylemişlerdi. Elohim 2035 senesinde dünyaya gelecekti ve Vorilhon'a iki görev vermişti: "İlâh"ın iyi bir şekilde karşılanması için hazırlıklar yapacak ve insanların hem birbirlerine, hem de çevreye verdikleri zararı durduracaktı.
Claude Vorilhon, Fransa'daki bir volkanın içerisinde başlayıp göklerde devam ettiğini söylediği bu görüşmeden sonra, öncelikle ismini değiştirdi ve bazı kutsal metinlerde bahsedilen melek "Rael"in adını aldı, sonra da hareketini dünya çapında örgütlemeye girişti, hattâ kendisine Türkiye'de de müridler buldu.
Hatırlarsanız, bundan beş sene önce Taksim'de bir otelde yapılan tuhaf bir toplantı, televizyonların haber bültenlerinde günlerce yeralmıştı. Koca koca adamlar ve hatunlar otelin balo salonunda tepinircesine dansediyor ve zikreder gibi Rael'in ismini söylüyorlardı. İşte, bu zevât ile şimdi İran'a iade edilip edilmemesi tartışılan Nigâr Azizmuradî aynı yolun yolcusuydular, yani Elohim'i bekliyorlardı.

TIMARHANE GEREKİYOR

Özetleyeyim: Nigâr Azizmuradî'nin İran'da liderliğini yaptığı "Rael" grubu ateist falan değil, sadece ve sadece üşütüklerin ve çatlakların üye oldukları bir harekettir. Dünya hayatını başta Elohim olmak üzere uzaylıların düzenlediğine, insan DNA'sının dünyaya uzaylılar tarafından gönderildiğine ama insanoğlunun bu işi yanlış anlayıp "din" diye algıladığına, asıl dinin ancak şimdi geleceğine ve bunu da Elohim'in dünyayı teşrif ederek yapacağına inanırlar.
Dolayısıyla, bize düşen iş zavallı kadıncağızı memleketine gönderip canından etmek yahut başka bir ülkeye yollayıp bu işi daha da sürüncemede bırakmak değil, âcilen bir tımarhaneye kapatmaktır. Zira "Bizi uzaylılar yarattı, yaratıcımız da çok yakında gelmek üzere, onu bekliyoruz" diyen ve bütün bunlara hakikaten inanan bir kişiye "ateist" yahut "siyasî bir akımın mensubu" değil, düpedüz "hasta" denir.
Dolayısıyla, dışişlerimizin İran'a İslâmiyet'te delilerin idamının câiz olmadığını, öldürülmeyeceklerini ve mutlaka tedavi edilmeleri gerektiğini hatırlatması gerekmektedir ve bu konulara âşinâ olan diplomatlarımız belki hâlâ mevcuttur.

Murat Bardakçı

Habertürk

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder