27 Kasım 2009 Cuma

30 yıl sonra şeriatı getirmeleri önlendi (Yıldıray Oğur)

Danıştay, üniversiteye girişte katsayı adaletsizliğini gideren düzenlemenin yürürlüğünü durdurdu. Yargıçlar, çocuklar arasında eşitlik getiren düzenlemeyi “cumhuriyetin eşitsizlik ilkesine” aykırı buldu.

Eşitsizlik ilkesine aykırılığı tespit eden İstanbul Barosu başvuru dilekçesine adına her yıl hukuk ödülü verdiği Mahmut Esat Bozkurt’un “Türk dışındakilerin tek hakkı Türklere hizmetçiliktir” sözünü, darbeci değil demokrat olduğunu ispatlamak için otel basan başkanlarının bu mesele üzerine daha önce söylediği “Eşitlik ancak eşit insanlar arasında olur” aforizmasını yazdı. Ekine de George Orwell’ın “Bazı domuzların daha eşit olduğunu” anlattığı Hayvan Çiftliği kitabını ekledi.

Böylece cumhuriyetimiz imam hatipli çocukların büyüyüp 30 yıl sonra Türkiye’ye şeriat getirme tehlikesinden kurtuldu. Ağaç yaşken eğildi. Cevap anahtarına uzanırken aslında cumhuriyete uzanan kollar erkenden kırıldı.

Bu karardan sonra Türkiye bir 30 yıl daha laiktir ve laik kalacaktır.

Danıştay bunu tıpkı Dersim’de yapıldığı gibi “meslek liseli çocukların anaları ağlar mı” diye düşünmeden yaptı. Öyle acımasızca, sinsice. İmam hatiplileri, meslek liselileri pusuya düşürerek, çocuktur, küçüktür dinlemeden...

YÖK temmuz ayında katsayı eşitsizliği kaldırmıştı. Yani okullar kapalıyken. Kayıtlar henüz başlamamışken. Katsayı eşitsizliği kalkınca çocuklarını imam hatiplere ve meslek liselerine göndermek isteyen ama katsayı meselesi yüzünden gönderemeyen aileler yeniden imam hatiplere ve meslek liselerine koştular.

Yani içimizdeki gizli imam hatipliler böylece ortaya çıktı. Okullar açıldı. Çocuklar kafese girdi. Ve Danıştay herkesin girdiğine emin olunca kafesin kapağını kapattı. Üniversiteye gireceğiz diye dershaneye koşan, soru kitapçıkları içinde kaybolan çocuklar da psikolojik olarak yıkıldı. Böylesine bir planın altına Dursun Çiçek bile ıslak imzasını atardı.

Ama korkmayın bu sizin çocuklarınızı ilgilendirmiyor. Şeriatçı çocukları, babaları işçi olduğu için felsefe okumak gibi bir lüksü olmayan çocukları ilgilendiriyor.

Onların çocuklarını Danıştay’daki amcalar tuttu. Sizin çocuklarınız koşup yine sınava girecek. Her şeyin anlamının bozuk olduğu bu ülkede küçücük bir paragraftaki anlatım bozukluğunu bulacak, her şeyin çivisinin çıktığı bu ülkede doğru cevabı kaydırmadan işaretleyecek. Sabırların taştığı bu ülkede cevap anahtarındaki kutucuğu taşırmamaya çalışacak. Kitapçığa adını yazmayı unutmayacak. Unutmayacak ki ‘bizim çocuklardan’ olduğu anlaşılsın...

Onların çocukları düşünsün artık doğru cevabı. A-Ya imam hatipli biri daha Başbakan olursa, B-Çocuklara bile acınmayan bir savaş bu, C-Dersimli çocukların da günahı yoktu, D-Baban işçiydi sen de işçi kal, giy dedim tulumları..., E-Boşuna yorulma. Bu ülkede adalet 0,8 ile çarpılır.


“13 yaşındaydım. Aklım laik olmaya ermiyordu”

Taraf’ın esprili arka sayfalarını yapmasını devletimizin gaddarlığına borçlu olduğumuz eski bir katsayı mağduru Alper Budak’ın katsayı adaletsizliği kalkınca Taraf’ta çıkan yazısı Danıştay 8. Dairesi üyeleri için geliyor.

13 yaşındaydım. Aklım laik olmaya ermiyordu. Şeriat devleti kurmaya yaşım tutmuyordu. Şubat 28’leri, Çevik 1’leri bilmezdim. Gün geldi... Göz açıp kapanıncaya kadar kurtarıldı cumhuriyet. Kaşla göz arasında verdiler 1000 yıllık hükmümüzü. Ortaokulu bitirdiğim yıl bütün hayatımı değiştirdiler.

13 yaşındaydım. Babamın verdiği kararla meslek lisesine yazıldım. Babamın o yazın temmuz ayında getirilen katsayı uygulamasından haberi yoktu. Meslek lisesine girdiniz mi, tasdiknamenizi alıp, başka bir okula gitmenize izin verilmiyor. Mafya gibi, giren çıkamıyor.

Şimdi istemediğim bir okulu bitirmek zorundaydım. Onun istemediğim üniversitesini kazanmak zorundaydım. İstemediğim mesleğini yaparak yaşamalıydım. Her şey çok tazeydi, derneğim yoktu, devletim yoktu, cemaatim yoktu. Yedi defa üniversite sınavına girdim. Yedi defa kaybettim...

Taşrada yaşıyorsanız, dünya size dar gelir. Gençseniz üniversite kapısı, büyük kentlerin, büyük olanakların kapısıdır. Start-Finiş düzlüğünde kalakaldım. Arkadaşlarımın vızır vızır hayata atıldıklarını gördüm. Ağlaya ağlaya bana tur bindirenleri seyrettim.

...

Yedi senede saçlarım beyazladı, kız arkadaşımdan ayrıldım, ailemle aramda sorunlar baş gösterdi. Devamlı ÖSS’ye hazırlandığım için bir işte çalışamadım. Ne oldu bir üniversiteye girebildin mi diyenlerin yüzüne bakamadım.

Bu arada beni üniversitesine kabul etmeyen asker, askerlik yapmaya kışlasına çağırdı. Ben bir Kemalisttim. Duvarımda Atatürk’ün resmi vardı. Şimdi yanında bir de Hrant’ın resmi var. Yanında da kaybettiğim sınavların bilgi notları.

“Serbest miyim şimdi?”

Kendimi; suçsuzluğu yedi yıl sonra anlaşılmış ve serbest bırakılmış bir mahkûm gibi hissediyorum.

Yıldıray Oğur

Taraf

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder