28 Ekim 2009 Çarşamba

O gün Genelkurmay’da ne görmüştüm (Ertuğrul Özkük)

22 Temmuz 2007 günü genel seçimler yapıldı.

Bundan üç gün sonra, yani 25 Temmuz günü dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’la görüştüm.

Yanımda Ankara Temsilcimiz Enis Berberoğlu da vardı.

Seçimden sonra kendisi ile görüşen ilk gazeteciler bizdik.

Randevuyu seçimden önce almıştık.

Bu görüşme “off the record”du.

Ancak sorduğum bir soruyu 21 Ağustos günü köşemde yazmıştım.

Büyükanıt’a Başbakan’la Dolmabahçe’de yaptığı görüşmeyi sormuştum.

“Bunu arkadaşlarımla dahi paylaşmadım” demekle yetinmişti.

* * *

Seçimin üzerinden henüz 3 gün geçmişti ve tabii ki, askerlerin seçim sonuçları ile ilgili görüşlerini merak ediyorduk.

Askerlere siyasi konuları sorma alışkanlığımı çok gerilerde bıraktığım için, pek girmeye cesaret edemedik.

Doğrusu o da pek istekli görünmedi.

Ancak konuşmanın çok kısa bir bölümünde seçimden söz edildi.

“Halkın tercihi hakkında ne diyebiliriz ki” demekle yetindi.

Bu arada bize, odanın sağ tarafında duran kalınca bir kâğıt destesini gösterdi ve “Arkadaşlar seçim sonuçlarını değerlendiren bir inceleme yaptılar” dedi.

İçeriğine ise hiç girmedi.

Dün Radikal Gazetesi’nde Eylül 2007 tarihli “Bilgi destek planı” başlıklı haberi görünce, o günkü görüşmeyi hatırladım.

Acaba, gazetede sözü edilen planın ilk taslağı o gün gördüğümüz değerlendirme raporu muydu?

Ama seçimin üzerinden henüz 3 gün geçmişti ve böyle bir planın o kadar kısa sürede hazırlanmış olması ihtimali yoktu diye düşündüm.

* * *

Çevremdeki insanlar “ıslak imza” olayı konusunda ikiye bölünmüş durumda.

Bir bölümü, artık, Albay Dursun Çiçek’in hazırladığı iddia edilen belgenin doğruluğuna ikna olmuş durumda.

Bir başka, küçümsenmeyecek bölüm ise, bundan önce olduğu gibi, bugün de belgenin orduya karşı bir “komplo” olduğuna aynı kesinlikle inanıyor.

İhbar mektubunun ve belgenin orijinali olduğu iddia edilen yeni belgenin bugün ortaya çıkarılmasını da şuna bağlıyor:

AKP, PKK’lıların dönüşü konusunda köşeye sıkıştı.

Şimdi bu ihbar mektubu devreye sokularak gündem değiştirildi.

Benim görüşüme gelince.

Dün yazdığım gibi, ben de artık, Genelkurmay karargâhında bir subayın veya bazı subayların böyle bir belge hazırladığına inanıyorum.

Bunun hazırlanmış olmasını da çok vahim buluyorum.

* * *

Ergenekon savcılarına ulaşan ihbar mektubunu da çok dikkatle okudum.

Fransa’da aldığım eğitim sayesinde biraz “metin çözümleme” bilgim var.

Metinde kullanılan ifadeleri ve araya sokulan temaları bu gözle inceledim.

Vardığım sonuç şu:

Adli Tıp’ın ifadesiyle bu belgenin altındaki imza “Albay Dursun Çiçek’in elinin ürünü”.

Bana göre ihbar mektubunu yazan kişinin ifadesi de belli bir “ideolojik bakışın ürünü”.

Yani, o darbe belgesini hazırlayan kafa, olaya ne kadar kendi ideolojisi açısından bakıyorsa, bu ihbar mektubunu yazan kişi de farklı bir ideolojik açıdan bakıyor gibi geldi.

O ideoloji benim veya bir başkasının hoşuna gider, gitmez hiç önemli değil.

Eğer bu mektubu yazan kişi veya kişiler, sadece darbecileri tasfiye etmeyi, deşifre etmeyi amaçlıyorsa, hiç mesele değil.

Acaba amaç bu kadar masum mu?

Umarım öyledir.

* * *

O nedenle ben de Başbakan Erdoğan’a katılıyorum.

Eğer ihbar mektubunu yazan kişi, gerçekten iyi niyetliyse ve bu konuda bildiklerini anlatmaya hazırsa, kendisi mutlaka dinlenmelidir.

Kendisine her soru sorulmalıdır ve sorularla cevaplar kamuoyuna mutlaka açıklanmalıdır.

Yoksa “ıslak imza” olayı, kamuoyunu tatmin etmek yerine, daha da kutuplaştırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Ertuğrul Özkök

Hürriyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder