30 Temmuz 2009 Perşembe

Kırmızı çizgisiz açılım (Tarhan Erdem)

İçişleri Bakanı sayın Atalay, hükümetin Kürt Açılımı “üslup ve yöntemi”ni açıkladı. Konuşmayı ilk adım için yeterli buldum.
Bu görüşe, konuşmada hükümetin sorun çözüm planını gördüğüm için varmış değilim; tam tersine, bu aşamada hiçbir karar söylenmemesi bana umut veriyor.
Yöntemle sınırlı ve konunun dağıtılmadığı bu konuşma, iktidarın sorunun çözümünde siyasal iradesi bulunduğunu göstermektedir.
Bir siyasal organın ele alınan konuda siyasal iradeye sahip olup olmadığı, her kurum ve çevrenin görüşünü almaya hazır ve açık olmasıyla belli olur. Atalay her fikri beklediklerini ve
her öneriye açık olduklarını söyleyerek, çalışmalarının başındaki iradelerinin sağlamlığını göstermiştir.
Konuşmada, sorunun çözümünde yapılacak bir iş zikredilmediği gibi, yapılması kabul edilmeyecek bir işten de bahsedilmemiştir. Hükümet çözüm yoluna girerken, kırmızı çizgi çizmemiş, yapılması zorunlu işlerden de bahsetmemiştir.
İktidarın siyasal iradeye sahip olduğunu göstermesi ve hiçbir sınırlama getirilmeden, her kurumun ve her kişinin görüşlerine kapıların açık bulundurulması, gerçek bir tartışma
ortamına girildiği izlenimini vermektedir. Ancak böyle bir ortamda tartışılırsa uzlaşmaya varılabilir! Eğer yapılacak ve yapılmayacak işler listesi baştan söylenseydi, listeyi kabul edenler ve etmeyenler çekişmesi yaygınlaşır; uzlaşmayla sonuçlanabilecek bir tartışma başlayamazdı.
Ancak böyle başlamış bir ortamda herkes, kendisinin değişmesini ve başkalarını değiştirmeyi kabul ederek görüşlerini söyler, bir yerlerde buluşulur ve bu buluşmayı siyasal
irade karara dönüştürür; zamanı gelir seçimde hesablaşılır!
Yöntem bakımından bir ilk olan ‘Kürt Açılımı’ deneyiminde başarımızı ölçecek, kazanımımızı göreceğiz.
Bakan Atalay, çok önemli bir hususa da değinmiştir: Herkesin çözüme katkı sağlaması beklenen bu süreç sonunda devlet politikası belirlenecek ve yürütülecektir.
Benim anladığım ‘muhatap meselesi’ yoktur; herkesle konuşulacak, herkesin görüşü alınacaktır; ‘pazarlık’ makamı aranmadan demokratik uzlaşma sağlanarak; sorun
devlet işi olarak çözülecektir.
Sorunun bir çözüm modeli de yoktur.
Hedef, İspanya veya İngiltere’ye benzemek değildir, hedef ülkemizin ve insanımızın koşullarının belirlediği çözümün arkasına siyasal iradeyi koymaktır.
Sayın Atalay’ın bir soruya verdiği “Tabii bir de terör çizgisi var, bu da önemlidir!” yolundaki cevabını yanlış görüyorum.
Ülkemizin sorunları arasında bir de terör sorunu olduğunu kim unutabilir?
Doğru ama konuştuğumuz sorun terör mü, Kürt sorunu mu? Bu iki konu birbiriyle ilişkili evet ama, ne kadar?
Ayrıca, eğer konuştuğunuz konu teröre karıştırılırsa, bulunan çözümün ters yönde karşılaştırılmasıyla karşılaşılır: Kürt sorunu başarıyla çözülmüşse terörde başarısız; Kürt sorununu çözülmemişse terörde başarılı sayılırsınız! İşte bu akla ters gelen değerlendirme her durumda, herkese haksızlık olur!

Tarhan Erdem

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder