25 Haziran 2009 Perşembe

Uyanık olan, bisiklet fabrikası kursun (Mehmet Şeker)

Dokuz yıl önce 28 Haziran'da kaybettiğimiz büyük müzik adamı Cinuçen Tanrıkorur'u anma programına gidecektik...

Kesinlikle bir deha olan rahmetli Cinuçen Bey, tanıdığım en titiz insandı. Ondan daha disiplinli birini görmedim.

Son derece çalışkan ve örneğine az rastlanır ölçüde velut bir sanatkârdı.

Karşılaştığı herkeste hürmet uyandıran bir beyefendi...

***

Altunizade'deki programa yetişmek için, gazeteden erken ayrıldım.

Evde kılık kıyafet devrimi yapmadan önce, çabucak tıraş oldum, alelacele bir duş eyledim.

Yola çıktığımızda üç saatten fazla vaktimiz vardı.

Acaba hangi köprüden gitmeli düşüncesi, İstanbul'da yaşayanlar için her zaman geçerlidir.

Altunizade, Boğaziçi'nin hemen çıkışında olmasına rağmen, bazen ikinci köprüden gitmek daha çabuk olabilir.

***

Ancak insanın gaflete ne zaman düşeceği de hiç belli olmuyor.

“Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nde bakım dolayısıyla iki şeridin kapanacağı” haberini dikkate almamak, daha doğrusu büyük bir tıkanıklığa yol açacağını düşünememek, gaflet değilse nedir?

Önce birine yönel, yoğunluğu görünce diğerini dene...

Acaba hangi köprüden gitsek sorusu öyle zamanda ne kadar anlamsızlaşıyor.

Bu hızla gidersek, birinciden veya ikinciden değil, ancak üçüncü köprüden gidebiliriz.

Biz Boğaz'a yaklaşana kadar üçüncü köprü inşaatı biter de trafiğe açılır.

***

O halde feribotla geçelim... Vur sahil yoluna! Vurabilirsen tabii...

Yenikapı'ya varana kadar bir saatten fazla zamanı tükettik.

Adım adım ilerliyoruz diyeceğim ama hızımız o kadar bile değil.

Yan taraftan yürüyenler bizden hızlı.

Santim hesabıyla ilerleyerek bir saat daha harcadık.

***

Güya önce Çengelköy'e geçip oradan iki arkadaşla buluşacak, onlarla beraber gidecektik programa. Evdeki hesap yola uymadı. Feribota yaklaşamadık bile.

Tekirdağ, Çanakkale ve Bursa üzerinden Marmara'yı dolaşarak gitmek belki daha mantıklı...

Fakat o yönde de İzmit'ten sonrasında trafik tıkanmış olmalı.

Netice fark etmeyecek... Bir yolunu bulup döndük mecburen.

Arkadaşlara telefon ettik, artık ne zaman kısmetse o zaman görüşürüz deyip eve döndük.

O kadar zaman içinde batıya doğru ilerleseydik, çoktan Edirne'yi geçmiş olurduk.

***

Anlaşılan gaflette olan yalnızca ben değilmişim.

Şehrin yöneticileri de iki şeritten ne olacak canım demişler.

Kapanan iki şeride karşılık iki ilave feribot getirmeyi yeterli görmüşler.

Demek ki yetmiyormuş. Bu ortaya çıktı.

Yenikapı ve Bakırköy'den de karşıya feribot konulması gerekmekteymiş. Ve köprüdeki bakım bittikten sonra da o hatların devam etmesi... Bendenizin vardığı sonuç budur.

***

Eve dönerken Cinuçen Bey'in eserlerini dinledik. “Günaydınım, nar çiçeğim, sevgilim...”

Ne güzel eser... Güfte Feyzi Halıcı'ya ait.

“Şavkıması, sana doğru yolların / Sana doğru, denizlerin çağrısı...”

Evet, öyle ama o yollarda ilerliyemiyoruz işte!

Mehmet Şeker

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder