28 Nisan 2009 Salı

Türkiye-Suriye orduları ortak tatbikatta (Hakan Albayrak)

Türkiye ile Suriye arasında Hatay meselesi vardı, Fırat meselesi vardı, PKK meselesi vardı… 1950'lerden beri süre gelen gerginlikler iki ülkeyi sonunda savaşın eşiğine getirmişti.

16 Eylül 1998'de Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş, Suriye sınırında düzenlediği bir basın toplantısında, “Artık sabrımız kalmadı” diyordu.

Dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de, 1 Ekim 1998'de TBMM'de yaptığı konuşmada, “tüm uyarılarımıza rağmen hasmane tutumundan vazgeçmeyen Suriye'ye karşı mukabelede bulunma hakkımızı saklı tuttuğumuzu, sabrımızın taşmak üzere olduğunu bir kere daha dünyaya ilan” ediyordu.

Emin Çölaşan ve benzerleri, gazetelerde, “adına Suriye denilen mikrobun üzerine böcek ilacı sıkma zamanı geldi” gibi yazılar yazıyorlardı.

Generaller, “diplomasi bitti” gibi açıklamalar yapıyorlardı.

“Türk ordusu Suriye'ye bugün-yarın girecek” söylentisi ayyuka çıkmıştı.

Derken, PKK lideri Abdullah Öcalan Suriye'den sınır dışı edildi.

Savaş rüzgârı dindi.

20 Ekim 1998'de Türkiye ve Suriye'nin güvenlik konusunda işbirliğine gitmesini öngören Adana Mutabakatı imzalandı.

İlişkiler düzelme yoluna girdi.

O yolda olağanüstü bir süratle yol alındı.

Türkiye ve Suriye liderleri 'kanka' oldu.

10 yıl gibi kısa bir zaman zarfı içinde siyasi, ekonomik, sosyal ve en önemlisi duygusal ilişkiler o kadar gelişti ki, Türkiye ve Suriye uluslararası platformlarda tek devlet gibi hareket etmeye başladı.

Ordular arasında işbirliği de gelişiyor.

“Türkiye-ABD-İsrail Ortak Tatbikatı, Skandal!” başlıklı yazımda (23 Ağustos 2008) Türkiye'nin asıl Suriye ile ortak askeri tatbikat yapması gerektiğini ileri sürmüştüm ya; sonunda bunu da gördük, elhamdülillah.

İki ülkenin kara kuvvetleri, şu günlerde, Kilis'teki Yüksektepe Hudut Karakolu ve Suriye'nin Şamarin-Azez bölgesinde ortak tatbikat yapıyor.

Genelkurmay'ın ilgili açıklamasında “kara kuvvetleri arasındaki dostluk, işbirliği ve güveni geliştirmek” diye belirtilen hedef, şimdiden gerçekleşti:

Türkiye askerleri Suriye topraklarında, Suriye askerleri Türkiye topraklarında… Bundan öte güven mi olur?

Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esed'in sağ kolu olarak bilinen Buseyna Şaban (Göçmen Bakanı ve Kongre Sözcüsü), bir görüşmemizde, “Aramızda bir sınır var, ama biz o sınırı sınır olarak görmüyoruz, birleşme hattı olarak görüyoruz” demişti.

İnşallah sınır boylarındaki askeri kaynaşma bu anlayışın 'kuvveden fiile çıkmasına' hizmet eder.

***

Şimdi 'Suriye ordusunun NATO-İsrail ile entegrasyonuna giriş dersleri' gibi komplo teorileri üretilecektir…

Ben böyle bir şeye ihtimal vermek istemem.

***

Türk Silahlı Kuvvetleri ve genel olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dinî bir motivasyonla hareket etmediğini bilsem de, aşağıdaki ayet mealini yetkililerin dikkatine sunmaktan kendimi alamıyorum:

“Allah'ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılın, parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın sizin üzerinize olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de kalplerinizi birbirinize O ısındırmıştı. O'nun nimetiyle kardeşler olmuştunuz. Hani bir ateş çukurunun yanındaydınız da sizi oradan O kurtarmıştı. Allah ayetlerini size işte böyle açıklıyor. Umulur ki hidayete erersiniz.” (Al-u İmran Suresi, 103'üncü ayet)

Hakan Albayrak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder