24 Mart 2009 Salı

TÜSİAD'a ihtiyacımız yok(Süleyman Yaşar)

Dünya ekonomik krizinin Türkiye'de yarattığı dış şoklara rağmen Anadolu'daki işadamları rekabet ortamında çalışmaya devam ediyorlar. İstanbul'daki işadamları gibi devletten yardım da istemiyorlar. Hükümetten, 'IMF ile anlaşın, ondan 30 milyar dolar alın ve bize verin' gibi bir talepleri de yok.

Anadolu'daki işadamları yerli, yabancı bankalardan almış oldukları kredileri kendileri ödüyorlar. Ankara'da siyasi kararlar çıkartıp kazanç sağlamaya dayalı rant kollama alışkanlıkları yok. Bürokrasiye kendi adamlarını yerleştirme gibi isteklerde de bulunmuyorlar. Onlar, Ankara'ya değil, dünyaya gözlerini dikip rekabet içinde çalışıyorlar. Zaten bunun sonuçları da ortada.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bu yılın ilk iki ayında ihracat, 2008'in aynı dönemine göre yüzde altı oranında arttı. Hatta bu yılın ilk iki ayında Gaziantep Serbest Bölgesi'ne yeni yatırım için gelen yabancı sermaye bile var. Irak menşeli Nice International Şirketi Gaziantep Serbest Bölgesi'nde 20 milyon dolarlık bir yatırım yaparak beyaz eşya üretecek ve 200 kişiye istihdam sağlayacak. Üretiminin tamamını da Irak'a ihraç edecek.

Güneydoğu'nun sanayi merkezi Gaziantep'ten geçen yıl dünyanın her yerine toplam 4,6 milyar dolar tutarında ihracat yapıldı. Irak, Suriye, Türkî Cumhuriyetler, Suudi Arabistan, İtalya ve ABD ise başlıca ihracat pazarları oldu.

Gaziantepli işadamları bu yatırımları, üretimleri, ihracatları yaparken baskı grubu oluşturmak için özel bir dernek kurmamışlar. Sadece yaklaşık 10 yıl önce TÜSİAD'a üye olmak için başvurmuşlar ama TÜSİAD onları kabul etmemiş.

Gaziantep'in ünlü sanayicisi Abdülkadir Konukoğlu, "On yıl önce TÜSİAD'a üye olmak için müracaat ettik, bizi almadılar. Anadolu'dan hiçbir iş adamını TÜSİAD'a kabul etmediler. Şimdi TÜSİAD bize ısrarla 'gelin üye olun' diyor. Biz gitmiyoruz. Bizim TÜSİAD'a ihtiyacımız yok" diyor.

TÜSİAD Genel Sekreteri Zafer A. Yavan, geçtiğimiz günlerde gene bu köşede, Anadolulu işadamlarının TÜSİAD'a alınmadığına ilişkin yaptığım bir eleştiriye açıklama göndermiş.

Yavan, açıklamasında, "TÜSİAD, tüzüğü ve tüzük ekinde bulunan "İş Etiği" ilkeleri bağlamında ve cari Dernekler Kanunu çerçevesinde, tüm girişimcilere açık bir örgüttür. Hiç şüphesiz, ilgili tüzük bağlamında, her başvuru titizlikle incelenerek, Yönetim Kurulu kararı kapasitesinde karara bağlanmaktadır" diyor.

Peki, on yıl önce Anadolu'dan TÜSİAD'a üye olmak için müracaat eden işadamlarının "iş etikleri" mi yoktu da, onların başvuruları kabul edilmedi? Şimdi herhalde iş etiğini öğrendikleri için onları üyeliğe davet ediyorsunuz. Onlar da herhalde şimdi sizin iş etiğinizi beğenmedikleri için gelip size üye olmuyorlar.

TÜSİAD'ın iş etiğine gelince... Türkiye'de içi boşaltılan bankaların sahipleri ve sorumluları arasında, basında çıkan haberlere göre TÜSİAD üyeleri de vardı. İş etiğini ilk sıraya alan TÜSİAD, umarız bankalarının içini boşaltıp borçlarını vatandaşın sırtına yükleyen sorumluların TÜSİAD üyeliklerine son vermiştir.

Gelelim Anadolu sermayesi ile İstanbul sermayesinin çatışmasına...

Artık İstanbul sermayesi tek başına Türkiye'yi temsil edemiyor. Türkiye'nin dünyadaki yeni temsilcileri, Anadolu'nun küresel piyasalarda rekabet edebilen işadamları bundan böyle.

İstanbul sermayesi bu değişimi kabul edip kendisine çeki düzen vermezse, bir zamanlar Bülent Ecevit'ten ve Turgut Özal'dan özür dilediği gibi yine özür dilemek zorunda kalabilir.

1970'li yılların sonunda TÜSİAD, gazetelere tam sayfa ilanlar verip dönemin başbakanı Bülent Ecevit'e karşı savaş açarak onu iktidardan niye indirmişti? Hatırlatalım. Bülent Ecevit, onlara "defter tutun stok bildirimi yapın" dediği için!..

Süleyman Yaşar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder