27 Şubat 2009 Cuma

Kılıçdaroğlu’na dair (Mehmet Metiner)

CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile geçen hafta Fox Tv'de Objektif programında beraberdik.

Sayın Kılıçdaroğlu'na dair ilk gözlemim şu oldu: Belediyecilik konusunda yeterli donanıma sahip değil. Dahası ve en önemlisi, yönetmeye talip olduğu İstanbul'u tanımıyor.

Programa belediyeci eski il başkanı Gürsel Tekin'le katılmış olması, sadece beni değil sanırım izleyenleri de hayli şaşırtmıştır.

* * *

Kılıçdaroğlu, soyut "dürüstlük" iddiası üzerinden siyaset yapıyor. "Ben dürüstüm, başkaları değil!" söylemi üzerine oturan bu bakış açısı, kendi partisi söz konusu olduğunda geri tepiyor. Kılıçdaroğlu'nun asıl sıkıntısı da burada karşımıza çıkıyor.

Çünkü kendisi de pekala biliyor ki, partisinin kimi belediye başkanları ve yöneticileri herkesten daha fazla gırtlaklarına kadar yolsuzluğa batmış durumda.

Kılıçdaroğlu'nun tam da bu noktada ilkesel bir inandırıcılık sorunu ortaya çıkıyor: Elinde tuttuğunu söylediği "adalet kılıcı"nı herkes için eşit kullanmaması. AK Partili Şaban Dişli ve Dengir Fırat olayında elinde tuttuğu söylenen "Zülfikar" adlı kılıcıyla gürleyen Kılıçdaroğlu'nun süngüsü kendi partili arkadaşları mevzu bahis olunca düşüyor.

* * *

Bir diğer gözlemim şu: Kılıçdaroğlu'nun İstanbul'a dair "özgün projeleri" yok.

Bu yüzden seçimi kazanmaya endeksli popülizm ötesi bir siyaset izliyor.

Yoksulluk ve işsizlik üzerinden gerçekleştirilmesi imkansız vaatlerde bulunuyor.

"Vaat siyaseti"yle sonuç devşirmeye çalışıyor.

Programda, ilkin "yoksulluk envanteri" çıkaracağız diye başlayıp sıraladığı vaatlerine bakalım isterseniz.

-Yoksul ailelere her ay nakdi yardımda bulunacağız.

-Her evde bir sigortalı kişi bulunmasını sağlayacağız.

-Yoksul ailelerin çocuklarını belediyelerde işe alacağız.

Akla hemen sorular üşüşüyor tabii.

-Yoksulu ve işsizi bol bir metropolde bütün bunları hangi kaynakla yapacaksınız? Belediye bütçesinde bunun bir karşılığı var mıdır?

-Kaç yoksul aileye asgari ücret tutarında nakdi yardım yardım yapmayı düşünüyorsunuz? Bin mi, beş bin mi, yirmi bin mi, yüzbin mi, ne kadar?

Hadi iyimser bir rakamla elli bin diyelim. Bunu asgari ücretle çarpın lütfen. Bakalım karşımıza nasıl bir rakam çıkacak.

Buradaki soru şu: Merkezi hükümetin bile henüz bu çerçevede kaynak sıkıntısı dolayısıyla yapamadığı bir işi belediyeler hangi bütçeyle yapacaklardır?

* * *

Programda belediye gibi kamu kuruluşlarına memur ve işçi alımının KPSS şartına bağlandığını hatırlattığımda, bu yasanın işçileri kapsamadığını söylediler.

Oysa rahmetli Ecevit'in 1999 yılında çıkardığı genelgede bu apaçık belirtiliyor. Belediyelere bağlı şirketlerde bu şart yok sadece.

* * *

Gördüğüm kadarıyla Kılıçdaroğlu hala mecliste bir milletvekili olarak bulunmasına rağmen kimi konularda eksik bilgiye sahip.

Engelli vatandaşlarla ilgili aktardığı anekdot, bu bilgi eksikliğinin bir sonucuydu.

Güya bir anne Kılıçdaroğlu'na gelip engelli evladını bırakacak bir yer bulamadığı için dert yanmış.

Kılıçdaroğlu da, buradan hareketle, "Belediye Başkanı olursam" diye başlayan vaatlerde bulundu.

Oysa programda fırsat bulamadığım için aktaramadığım bilgileri buradan kendisine hatırlatmak isterim.

Nimet Çubukçu'nun başında bulunduğu bakanlık, 130 bin engelli aileye ayda 447 veya 450 civarında nakdi yardımda bulunuyor. Ayrıca bezlerine varıncaya kadar tüm masrafları da devlet tarafından karşılanıyor.

Devlete ait kurumların dışında özel rehabilitasyon merkezlerindeki engellilerin masrafları da devlet tarafından karşılanıyor. Sırf eğitimleri değil, sair sağlık ve bakım masrafları da.

Kılıçdaroğlu'na dair bir diğer gözlemim şu:

Partisinin geleneksel-ortodoks laikçi anlayışıyla dindar-muhafazakar kitlelerden oy alamayacağını biliyor, ama Hz. Ömer ve Hz. Ali benzetmeleriyle varabileceği yerin de kendisi açısından başka bir sıkıntı doğuracağının farkında.

Kılıçdaroğlu kendisi açısından da siyaseten riskli bir yola girmiş bulunuyor velhasıl.

Mehmet Metiner

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder