27 Ocak 2009 Salı

Kriz, edebiyat dünyasını nasıl etkiledi? (Elif Şafak)

Bütün dünyayı hazırlıksız yakalayan finansal kriz, edebiyat ve yayıncılık dünyasını da etkisi altına almış durumda. Henüz durumun pek farkında değil gibiyiz.

Bankaların, uluslararası finansal kurumların, büyük şirketlerin kriz raporlarını konuşmakla meşgul hemen herkes. Bu ortamda edebiyatın ve sanatın nasıl etkilendiğine pek bakıldığı yok. Halbuki önümüzde örnekler var. Ne zaman bir televizyon kanalında ekonomik darboğaz olsa, önce sanat ve edebiyat programları rafa kaldırılır. Ne vakit bir gazetenin ya da derginin ekonomik sıkıntısı olsa kültür sayfaları gözden çıkarılır. Genel kriz ortamlarından önce edebiyat, sanat ve kültür etkilenir. Çünkü ne yazık ki, yöneticilerin gözünde bir parça "tali", hatta "lüks" bir alandır bizimki. Esas meseleler, siyaset ve ekonomidir. Sanat, pastanın üzerindeki süsleme gibi görülür. Olsa da olur olmasa...

Halbuki sanatın, edebiyatın ve kültürün çoraklaştığı bir dünya, hayatın yaşanılası olmaktan çıktığı bir dünyadır. Giderek daha az film çekilir bu dünyada. Daha az kitap basılır. Daha az hikâye anlatılır. Ve daha az hayal edilir. Hayal etmek ki zinde tutar bizi. Diri tutar. Hayal etmek ki hep daha ileriye gitmeye teşvik eder bizi. Yerimizde saymamıza engel olur. Hayal etmek ki en çok yakışandır insana...

Amerika'nın önde gelen kitabevi zincirlerinden Borders'ın zor durumda olduğu haberleri yayılıyor bugünlerde. Halbuki bundan daha bir sene evveline kadar en çok kâr eden zincirlerden biri olarak görülüyordu. Amerika'da kitap dünyasının nabzını elinde tutan iki merkezden biriydi. Ama şimdi büyük zincirler sürekli işçi çıkartıyor. Bu durum beklenmedik bir şekilde küçük ve bağımsız kitabevlerinin işine yarayabilir. Büyük tekeller karşısında ayakta kalmak için senelerdir ciddi mücadele veren kitabevleri, beklenmedik bir şekilde, krizden daha az etkilenerek çıkabilir. Kitap dünyasında küçük yapılar görece daha az, büyük yapılarsa daha çok etkileneceğe benziyor bu kriz ortamından.

Öte yandan kriz yayınevlerine de çoktan sıçradı. En büyük yayınevleri bile kataloglarını sınırlama gereği duyuyor. Bastıkları kitap adedini sınırlamaktansa çeşidini sınırlama yoluna gidiyorlar. O yüzden bu sene Amerika ve Avrupa'da çok daha az türde kitap basılacak. Çeşit azalacak. İlginç olan bir nokta daha var. Amerikalı bir yayıncı bana durumu şöyle anlattı: "Öyle bir hale geldi ki artık yabancı, hatta bilinmedik bir yazarın kitabını basma olasılığımız, Amerikalı yeni bir yazarın kitabını basma olasılığımızdan kat kat fazla. Kriz ortamında insanlar şaşırtıcı bir şekilde kendi içlerinden çıkan yeni sesleri değil, dünyadan gelen sesleri duymak istiyorlar. İranlı, Türk, Çinli, Rus, Polonyalı... İlk defa Amerikalı yazarlar "Doğulu" yazarlar karşısında dezavantajlı bir duruma düştü. Hani Amerikan halkı dünya edebiyatını takip etmemekle eleştirilirdi. Şimdi durum tersine dönüyor. Ama dünya bunun farkında değil gibi..."

Krizin böyle bir etkisi oldu. Hepimize şunu gösterdi ve gösteriyor: Bu dünyada yalıtılmış, yalnız yaşayan tek bir toplum kalmadı. Globalleşen dünyada hepimiz sürekli etkileşim halindeyiz. Pakistan'da yaşayan birinin mutsuzluğu Kanada'da yaşayan birinin hayatını etkileyebiliyor. Bu bağımlılıklar ve zincirleme etkileşimler dünyasında artık kimsenin çıkıp da "dünyada olan biten beni ilgilendirmez" diyebilme lüksü yok. Her şeyin her şeye karıştığı, hikâyelerin iç içe geçtiği, insanlığın birbirine hiç bu kadar bağlı ve bağımlı olmadığı bir dünya bu.

Peki, Türkiye'de edebiyat ve kitap dünyası krizden nasıl etkilendi? Tıpkı Batı'da olduğu gibi bizde de yayınevlerinin ilk hamlesi çeşidi azaltmak oldu. Yani daha az kitap göreceğiz raflarda. Yeni yazarlar için karamsar bir tablo bu. Adı sanı duyulmamış bir yazarın kitabını bastırma şansı 2009'da daha düşük olacak gibi. Ama eğer bu yazıyı okuyan ve edebiyata gizliden gizliye gönül vermiş, hikâyelerini ya da şiirlerini yayınlatmak isteyen birileri varsa, onlara küçük bir tavsiyem olacak: Siz bakmayın krize. Yılmayın. Çünkü krizler gelir geçer. Bir irrasyonel dalgadır, sebebi ve boyutları tam olarak anlaşılamadan yaşandığı yerde biter. Oysa edebiyat ve sanat kalıcıdır. Hikâyeler daim. Siz yazmaya devam edin...

Elif Şafak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder