31 Ocak 2009 Cumartesi

Başbakan Erdoğan niye haklı? (Şahin Alpay)

Dünya Ekonomik Forumu kapsamında düzenlenen "Gazze: Ortadoğu'da Barış Modeli" başlıklı oturumda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres arasında gerginlik yaşandı.

Peres'in eleştirilerine yanıt vermek için kendisine süre tanınmadığını öne süren Erdoğan, "Benim için Davos bitmiştir. Daha Davos'a gelmem" diyerek paneli terk etti. Panelin öteki konuşmacılarından, Mısır dışişleri eski bakanı ve Arap Birliği genel sekreteri Amr Musa, Erdoğan'ın davranışı hakkında şöyle konuştu: "Sayın Erdoğan söylemek istediğini söyledi ve gitti. Hepsi bu. Haklıydı." Niye? Kuşkusuz sorulmaya değer bir soru.

Öncelikle söylemem gereken, her olayın farklı, en az iki yüzü olduğu. Bu gerçeğin bu olay için de geçerli olduğu muhakkak. Bana göre, Erdoğan esas olarak haklıydı. Başlıca şu nedenlerle: 1) Başbakan, panelde söylediklerinde haklıydı. İsrail'in Gazze saldırısıyla insanlık suçu işlediğini, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını hiçe saydığını, dünyanın buna seyirci kaldığını söyleyerek gerçekleri dile getirdi. 2) Peres'in diplomatik adabı ve nezaketi bir yana bırakarak, Erdoğan'ı utanmadan azarlamaya kalkması kabul edilemez. Buna cevap verilebilmeliydi. 3) Erdoğan'ın bu cevabı vermesi, paneli yöneten Washington Post yazarı David Ignatius tarafından düpedüz ve haksız olarak engellendi. Bunun açıklanabilir, mazur görülür bir tarafı yoktu. Başbakan paneli terk etmekle doğru yaptı. 4) Deniyor ki Erdoğan'ın bu davranışı yanlıştır, ABD'deki (Yahudi değil) İsrail lobisini Türkiye aleyhine tavır almaya zorlayacaktır... (İsrail'den fazla İsrail taraftarı olan bu lobiden "Yahudi lobisi" diye söz etmek, anti-semitizmin dik alasıdır.) İsrail lobisinin İsrail'e yönelik her eleştiriyi antisemitizmle suçlayarak bastırmaya kalkışmasına göz yumulamaz. (İspanya'da bir mahkeme, İsrail'in 2002'de Gazze'de çoğu çocuk ve bebek 15 Filistinliyi öldürerek işlediği insanlık suçları hakkında soruşturma başlattı. İsrail lobisi bakalım bu konuda ne yapacak?) Bu lobinin "Ermeni soykırımını tanırız..." şantajı da artık kabak tadı verdi. 5) Deniyor ki, Başbakan'ın söyledikleri Türkiye-İsrail ilişkilerine zarar verecektir... İsrail yaptıklarının, çok değerli bir müttefiki olan, Filistinlilerle barış yapması için büyük çaba harcayan Türkiye ile ilişkilere zarar vereceğini düşünmüyor ise, Türkiye niye düşünsün?

Erdoğan'ın haklı görülemeyecek tarafları da var: 1) Sayın Başbakan tutarlı olmalı. İsrail'in işlediği insanlık suçları konusunda sesini yükseltirken, Sudan'ın Darfur'da işlediği insanlık suçları konusunda niçin sessiz kalmıştır? Filistinlilerle barış yapabilmesi için İsrail'i seçimle gelen Hamas yönetimiyle diyaloga davet ederken, kendisinin DTP milletvekillerinin elini dahi sıkmadığı sorulduğunda ne cevap verecektir? Başka devletleri işledikleri insanlık suçları konusunda ve BM Güvenlik Konseyi kararlarını dinlememekle eleştirirken, bu eleştirilerin kendi temsil ettiği devlete karşı da yöneltilebileceğini dikkate alması gerekmez mi? 2) Sayın Başbakan paneli terk etmekte haklıydı, ama "Benim için Davos bitmiştir. Daha Davos'a gelmem" demesinin ne manası vardır? Türkiye başbakanı dünya liderlerini bir araya getiren böylesine önemli bir forumu boykot edebilir mi? 3) Ankara'nın Filistinlilere verebileceği en büyük destek, İsrail-Filistin barışına hizmettir. Bunun için Filistinlilerin güvenini kazanmak ne denli önemli ise, İsrail halkının güvenini korumak da aynı ölçüde önemlidir. Başbakan, İsrail halkına da seslenmeli, hükümetini niye eleştirdiğini anlatmalı.

Davos'la ilgili olarak üzerinde durulması gereken bir konu da şu: Sayın Başbakan'ın eşi Emine Erdoğan'ın İstanbul'da "Filistin'de Barış için Kadınlar Toplantısı" düzenlemesi, dünyayı Gazzelilere yardıma çağırması makul görülebilir. Ne var ki bir siyasi gibi davranarak İsrail Cumhurbaşkanı'nı "yalan" söylemekle suçlaması hiç doğru olmadı.

Şahin Alpay

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder