27 Ocak 2009 Salı

ABD filminde figüranlık devri bitti (Mihail Gorbaçov)

Obama döneminde dünyada kurulacak yeni bir model çok taraflı işbirliğini kabul etmek zorunda. Dünya artık senaryosu ABD'ye ait bir filmde 'figüran'lığa yanaşmayacaktır. Ekonomiden nükleer meselelere dek, birlikte yolculuk yapmamızı gerektiren bir dünyaya doğru ilerliyoruz.

Çok sayıda oy vermeyen insan dahil Amerikalıların Başkan Barack Obama'ya verdiği destek benzersiz. Küresel olarak da, seçime büyük ilgi ve ABD politikasının değişeceği yönünde yaygın umut söz konusuydu. Bugün neredeyse dünya üzerindeki herkes Obama'nın başarılı olmasını diliyor.
Bunun başlıca nedenleri küresel ekonominin baskıları ve yıllardır birikmiş siyasi gerilimler. Obama yemin töreni konuşmasında bu sorunlara karamsar biçimde değindi. Krizin 'kısmen açgözlülüğün ve sorumsuzluğun, ama aynı zamanda zorlu seçimler yapmak ve ülkeyi yeni bir çağa hazırlamaktaki ortak başarısızlığımızın bir sonucu olduğunu' söyledi.

Washington konsensüsü çöktü
Başkan öncelikle ekonomik krize odaklanacak. Fakat Amerika'nın sorunlarını dünyadaki önemli değişimler olmaksızın çözmek imkânsız. Küresel ekonominin tek bir merkezden planlanabileceğini varsayan 'Washington konsensüsü' gözden düştü. Bu konsensüs, tamamen kâr güdüsü, aşırı tüketim ve çuvallamış, hükmü kalmamış kurumlara dayanıyordu.
Yeni bir model çok taraflı işbirliği ihtiyacını kabul etmek zorunda. Obama konuşmasında bugünün tehditlerinin 'ülkeler arasında daha fazla işbirliği ve anlayışı' gerektirdiğini kabul etti. Ancak ABD'nin bazı eylemlerine yönelik dünya çapında -Avrupa'da, Çin'de, Hindistan, Rusya ve Latin Amerika'da- güçlü eleştiri ve hatta öfke hasıl olduysa da, liderlerin ve genel kamuoyunun Amerika'nın rolünün önemini anladığına ve Amerika'yla işbirliğine hazır olduğuna eminim.
Peki Amerika hazır mı? Obama “Dünya değişti ve biz de onunla birlikte değişmek zorundayız” dedi. Bu sözlere olan bağlılık, belli eylemler ve kararlarla kanıtlanmalı. Bu da ABD'de 20 yıldır eksikliği duyulan küresel durumun gerçekçi bir analizini gerektirir. ABD geniş ölçüde her şeye kadir olarak görüldü. Fakat kibir ve üstünlük ideolojisi Amerika'yı kör etti; sloganlar ciddi fikirlerin yerini aldı. 20. yüzyıl bir Amerikan yüzyılıydı - 21. yüzyılı bir başka Amerikan yüzyılı yapalım. Başkan Bill Clinton tarafından sarf edilen bu sözler, son yıllarda Amerikan politikalarına yön verenler tarafından taklit edildi. Ama dünya, senaryosu ABD'ye ait bir filmde 'figüran' rolü oynamaya yanaşmayacaktır. Nihayet, bu eğilimin kabulü ABD'de ortaya çıkıyor gibi görünüyor.
Başkanlık seçiminin sonucu ABD'nin gücünün imparatorluk inşasından ya da askeri maceralardan değil, hatalarını düzeltme yetisinden kaynaklandığı yönünde bir kabuldü. Dış politika rotası, tam bir revizyon halini aldığında kısa sürede planlanmaz. Başkan ve ekibi henüz gidecekleri yönü yeterince kavramış değil. Obama her çeşit tavsiyeyi alıyor. Eski ulusal güvenlik danışmanlarından Zbigniew Brzezinski Çin'le ilişkilere odaklanmayı öneriyor. Pekin'deki son açıklamaları bir tür ortaklık, bir ABD-Çin G-2'si önerisi gibi görünüyor. Elbette Çin'in küresel ekonomik ve politik önemi artmaya devam edecek, ama bence yeni bir jeopolitik oyuna başlamak isteyenler hayal kırıklığı yaşayacak. Çin'in genel olarak geçmişe ait bu tür oyunları kabul etmesi muhtemel görünmüyor. Benzer biçimde eski dışişleri bakanlarından Henry Kissinger'ın 'yeni bir dünya düzeni' için önerileriyse dünyanın yeni bir jeopolitik bölünmesini farz ediyor görünüyor. Gerçekten ihtiyacımız olan, yeni ve daha modern yaklaşımlar.
Birkaç tanınmış Avrupalı, Obama'yı imtiyazlı olan geçmiş politikaları gözden geçirmesi yönünde uyardı. 1990'da yeni bir Avrupa için Paris Anlaşması'nı imzalayan ABD, yeni Avrupa güvenlik yapısını oluşturmada doğal bir ortak olabilir.
Başkanın Rusya'yla ilişkilerin doğasındaki büyük potansiyeli görmesini de umuyorum. Daha iyisi için değişim, nispeten çok geçmeden başarılabilir ve bu da Rusya'nın komşuları ve bütün olarak Avrupa'yla daha sağlıklı ilişkilerinin tesisine yardımcı olur.
Ortadoğu politikasını şekillendirmede, gerçek bir çatışma kaçınılmaz. Son yıllarda kesin hale gelen bir şey varsa o da 'böyle gelmiş böyle gider' tavrının bölgeyi daha tehlikeli kılmaktan başka işe yaramadığı. Mevcut ABD politikaları tümüyle bölge için ya da bilhassa ABD'yle özel ilişkiye sahip İsrail için hayırlı olmadı.
İki uzun vadeli sorun özel bir aciliyet taşıyor ve yakın dikkat gerektirecek:
Nükleer silahların yayılması ve çevresel kriz. Bu meseleleri kuşatan karmaşık çelişkiler ağını çözmek kolay olmayacaktır.
Nükleer silahların yayılmasını önlemeyi İran ve Kuzey Kore'den nükleer programlarını durdurmalarını talep etmeye indirgemek çıkmaz bir yol. Nükleer güçler süresiz olarak kendi tekellerine tutunamayacaklardır ve zaten yayılmanın önlenmesi anlaşması da buna izin vermiyor.
Çözüm, nükleer silahsız bir dünyaya doğru ilerlemek. Ama bir ülke konvansiyonel silahlarda ezici üstünlüğü elinde tutuyorsa bu hedefe ulaşılamaz. Bu silahların azaltılması yönünde belirli adımlar atılmaksızın - daha genel olarak, uluslararası politika askerden arındırılmaksızın - elimizde boş laflardan başka bir şey olmaz. İhtiyaç duyulan, 1980'lerin sonunda başarıldığı gibi gerçek bir atılımdır.

Tam şablon henüz belli değil
Obama'nın yemin töreni konuşmasından çıkan şu ki, başkan ekonomik krizin ivedi güçlükleriyle karşı karşıyayken yoksulluk ve özellikle iklim değişikliği olmak üzere çevresel sorunları kenara itmemesi gerektiğini anlıyor. Ekonomik kalkınmayı beslemekle gezegeni gelecek kuşaklar için korumak çelişkili olabilir; ama bu öncelikli çatışmayı çözmenin tek yolu çok taraflı politikalar geliştirmektir. Bu neredeyse tüm alanlardaki her sorun için geçerli.
Çok sayıda insanın Obama'nın yeni bir sorumluluk çağı çağrısına kafa yorduğundan şüpheliyim. Belki ne o ne de bizler henüz bunun şeklinin ne olacağını görebiliyoruz. Bir şey şimdiden açık: Gerçekten yeni bir çağın zirvesinde, birlikte yolculuk yapmak zorunda olduğumuz yeni bir dünyaya doğru ilerliyoruz.

Mihail Gorbaçov
(Sovyetler Birliği'nin son lideri, 23 Ocak 2009)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder