29 Aralık 2008 Pazartesi

Çok hesaplı bir saldırı (Mehmet Yılmaz)

Son 20 yılın en kanlı saldırısını gerçekleştirdi İsrail. İlk 9 saatte 100 tondan fazla bomba yağdırdı Filistinlilerin üzerine. Tıpkı ABD'nin 2001'de Afganistan'ı, 2003'te Irak'ı işgal ederken yaptığı gibi...

Amaç, birkaç dakikada 'şok' dalgası meydana getirmek ve önceden belirlenen Hamas'a ait hedefleri 'aniden' imha etmekti.

Gazze'de orantısız güç kullanan İsrail'in saldırıları 24 saatte bir katliama dönüştü. Bilânço hayli ağırdı:

-290 ölü, 700'ü aşkın da yaralı.

Harap olmuş binalar, altyapısı tahrip edilmiş bölge de cabası.

Haziran 2007'den bu yana 'abluka' altında 'yaşam' mücadelesi veren Gazze'ye, çok ağır bir darbe vurdu bombardıman.

Asıl darbeyi ise Ortadoğu'da yeni yılla birlikte yeşermesi beklenen 'barış süreci' yedi.

***

Peki, İsrail neden saldırdı Gazze'ye?

Resmî açıklamalara göre bunun tek bir sebebi var:

-Altı ay önce Filistinli gruplarla İsrail arasında varılan 'ateşkes' mutabakatının 19 Aralık'ta sona ermesiyle birlikte Hamas'ın son bir haftada İsrail topraklarına 300'den fazla roket göndermesi.

Öteden beri Hamas'ın roket saldırılarını önleyemiyor İsrail. Onu asıl endişelendiren husus ise roket menzilinin her geçen gün artması.

Lübnan'daki Hizbullah gibi Hamas'ın da bir gün karşısına, hem siyasi hem de gerilla mücadelesi veren, etkili bir örgüt olarak çıkmasından kaygı duyuyor.

Kısacası bu gerçekten yola çıkarak 'Hamas'ı teröre zorluyor' İsrail.

Bir de örgütün kadrolarında ve tabanında demokrasinin işe yaramadığı, ateşkesle hiçbir kazancın elde edilemediği inancını pekiştirmek istiyor.

Bu durumda da Hamas'ın önünde şiddete başvurmaktan başka bir 'seçenek' kalmıyor.

İntihar saldırıları gibi sivilleri de hedef alan eylemler Hamas'ı, Filistinlilerin asıl temsilcisi yapmıyor tabii ki.

Aksine şiddet yanlısı bir 'terör örgütü' konumuna itiyor.

Hamas liderlerinden Halid Meşal'in vakit geçirmeden Filistinlilere '3. İntifada' çağrısı yapması da bu gerçeği gösteriyor zaten.

***

Gazze'ye saldırının asıl sebebi ise Filistin ve İsrail'de yapılacak seçimler bence.

9 Ocak'ta Filistin halkı yeni 'devlet başkanı'nı seçecek. Cumhurbaşkanı Mahmut Abbas'ın 'ılımlı' bir lider olarak yeniden seçilmesi kuvvetle muhtemel...

Ancak Hamas'ın 2007'de Gazze'nin kontrolünü eline geçirmesi, İsrail'in uyguladığı acımasız ablukaya rağmen halk desteğini kaybetmemesi onu, Batı Şeria'da söz sahibi olan El Fetih'in alternatifi haline getiriyor.

Ancak Filistinli diğer gruplar ve İsrail, buna razı değil. Hamas'ın, İsrail'in 2005'te çekildiği Gazze'de ipleri eline alması, Filistin devletini uluslararası kamuoyunda iki parçalı bir devlet görüntüsüne sokuyor.

Ayrıca, görüşmelere Hamas'ın dâhil edilmemesi de barış sürecinin akim kalmasına yol açıyor.

İsrail'in ilk etapta Gazze'yi vurarak, El Fetih'in kontrolündeki Batı Şeria'ya herhangi bir saldırı olmadığını hatırlayalım, 20 Ocak'ta görevi Bush'tan devralacak ABD Başkanı Barack Obama'nın Ortadoğu'da başlatacağı öne sürülen yeni barış sürecinde inisiyatifi kendi lehine çevirmek istediği anlaşılıyor.

Tabii bir de Hamas'ın yeni süreçte 'siyasi' muhatap alınmasını önlemeye çalıştığı da...

***

Diğer bir hesap da İsrail'i yöneten mevcut hükümetin altı hafta sonra yapılacak genel seçimlerde sandıktan birinci parti çıkmasına kesin gözüyle bakılan Likud'un önünü kesmek istemesi.

Hükümeti 'sert' politikalar uygulamadığı gerekçesiyle eleştiren Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu, şubatta yapılacak seçimlerde başbakan olmayı hedefliyordu.

Başbakan Ehud Olmert, Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ve Savunma Bakanı Ehud Barak, Gazze'ye saldırı emri vererek seçmenlerine bir nevi göz kırpmış oluyorlar böylece.

Bütün bu karmaşık hesaplardan benim kavrayamadığım husus ise şu:

-Dünyanın birçok yerinde devletleri yönetenler neden sandıktan, halkın tercihlerinden bu kadar çok korkarlar ki?

-İktidar koltuklarını bırakmamak için niçin sandık dışındaki yolları tercih ederler ki?

İnanın anlamış değilim.

Mehmet Yılmaz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder