26 Aralık 2008 Cuma

Başbakan, "Kriz psikolojiktir" demekte haklı mı? (Sami Uslu)

Türk basınının önemli bölümünde yeni bir ilginçliğe şahit oluyoruz; ülkenin başbakanı, global krizin bizi çok fazla etkilemeyeceğini kastederek, teğet geçtiğini ifade ediyor, basınımız ise buna ısrarla karşı gelerek dolaylı yoldan ekonomik krizin ülkeyi tam anlamıyla vuracağını iddia ediyor.

Başbakan'ın üç gün önceki, krizin psikolojik olduğuna ve bazı çevreler tarafından kasıtlı olarak körüklendiğine dair sözleri de malum basın tarafından beğenilmedi. Acaba, krizi psikolojik bir fenomen olarak gören Başbakan ne derece haklı?

İktisadın en sıkı ilişki içinde bulunduğu bilim dalları psikoloji ve sosyolojidir. Psikoloji mikro iktisada giren, tüketici davranışları, işçilerin verimliliği gibi konuları anlamamıza yardımcı olur. Makro iktisat olarak adlandırılan genel ekonomi ise enflasyon, faiz hadleri ve dünyanın gündemine oturan kriz gibi konuları incelerken sosyolojiden yararlanılır. Aslında mikro ve makro iktisat bütündür ve birbirini tamamlar. Mesela, bir mal veya hizmete olan kişisel talep, marjinal fayda vesaire birer mikro iktisat konusu iken, kişisel taleplerin toplanmasıyla hesaplanan piyasa talebi makro iktisattır. Öte yandan, ulusal ve uluslararası olaylar ve durumlar da kişileri etkiler. Mesela, 'global kriz bizi vurdu vuracak' haberleri kişilerin tüketici sıfatıyla davranışlarını yönlendirir; insanların, hane halkının tercihi harcama yerine, parayı tutmaya yönelir. Sakarya depreminden hemen sonraki günlerde, herkes depremin şokunu yaşamış, bir yandan can korkusu duyarken, diğer yandan ölen yakınlarının yasını tutar olmuştu. Bu ortamda, hiç azalmaz denilen ekmek tüketimi tam üçte iki oranında geriledi. Özetle, psikoloji mikro iktisadı direkt olarak, makro iktisadı ise dolaylı olarak etkiler. Amerika'da ekonomik psikoloji deyimi altında bir disiplin yüksek lisans programlarına kadar girdi. Ekonomik psikoloji, hem ekonominin hem de psikolojinin bilgi ve bulgularından faydalanır. Ekonomik psikolojinin en somut biçimde uygulamaya geçirildiği alan, şirketlerin eleman alımlarında yaptıkları psikometrik testlerdir. Örneğin, bankaların çağrı merkezleri için yapılan ve binleri aşan iş başvurularının değerlendirilmesinde psikometrik testler başarıyla tatbik ediliyor. Böylece, fazla sayıda adayın içinden en kısa zamanda eleme ve seçim yapılabiliyor. Bugün, mikro ekonomiyle psikolojiyi eşanlamlı kavramlar olarak gören veya ekonominin psikolojinin alt dalı olduğunu savunan iktisatçı ve toplum bilimcilere rastlıyoruz. Bu arada, "iki söz büyüdür" atasözümüz, sözlerin hayatta bazen ne kadar önemli ve etkili olabileceğini halk diliyle anlatır.

Dolayısıyla, Başbakan'ın ekonomik kriz hakkında "psikolojiktir" demesinde yadırganacak bir husus bulunmuyor. Gerçekten, psikoloji ve iktisat arasındaki bağlantıyı, karşılıklı etkileşimi ne bilimsel açıdan ne de gerçekler ışığında yadsımak asla mümkün değildir. Buna rağmen, Başbakan'ın bu yaklaşımını alaya almak, gerçek dışı sözlermiş gibi kamuoyuna sunmak acaba, nasıl bir "psikoloji" sonucudur?

Başbakan, krizin belli bir psikolojinin eseri olduğuna dair saptamasını yaptıktan sonra, hep beraber bu negatif atmosferi ortadan kaldırmak için mücadele etmemiz gerektiğini beyan ediyor. Geniş kitleleri etkileme gücü olan medyanın bu mücadelede en başta yer almasının önemini tartışmaya bile gerek yok. Demokrasilerde dördüncü kuvvet olarak kabul edilen medya ile beraber, ekonomiden sorumlu bakanlar ve üst düzey kamu görevlileri bu mücadeleye katılmayı görev bilmeli.

Ancak, görünen o ki, krize karşı psikolojik savaşta Başbakan R. Tayyip Erdoğan yalnız kalmaktadır. Maalesef, Başbakan dahi olsa, bu zorlu mücadelede tek başına başarılı olmanın, netice almanın imkanı pek yok. Şahsen, sorumlu mevkideki kamu yöneticilerinin ne zaman kıpırdayacağını ciddi olarak merak ediyorum.

Sami Uslu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder